+ Umutfmforum » Umutfmforum Genel » Gündem Dışı ve Kategorisiz Konular » Serbest Kürsü
|- Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
Cevaplar 86
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 2383
Önceki Önceki Konu

Gönderen Konu: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...  (Okunma sayısı 2383 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Emredlgr19

  • Faydalı Üye
  • *
  • 938
    İleti
  • Puan: 98
Sustum  w17x

Anlam

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 2213
    İleti
  • Puan: 188
  • Rahmana giden yolda sen nişanemiz..
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #71 : 03 Nisan 2010, 14:22:18 »
Buyrun hilalnur bacım sadece bir örnek dahası da gelecek..
 BAYINDIR - Bir de rabıtanız var.

ŞEYH EFENDİ- Evet doğru. Rabıta bir müridin, mürşid-i kâmilinin ru­hâniye­tiyle bera­ber, suretini kalp gözünün önüne getirerek ha­yal etmesi ve kalbiyle ondan yar­dım istemesinden ibarettir[1].

BAYINDIR- Daha iyi anlamak için soruyo­rum, mürit şeyhini yükseklerde görüyor, onun birçok yetkiye sahip olduğunu düşünüyor, kendisini de düşük seviyede sayıyor. Sonra şeyhinin hayalini karşısına getiriyor ve ondan yardım istiyor. Bunu şeyhinin yanında yapmıyor değil mi?

 

ŞEYH EFENDİ- Doğru. Bak, bu işi biz uydur­madık. Halid-i Bağdâdî Hazretleri, Risale-i Halidiye’sinde şöyle buyurur:

Rabıtanın en üstün derecesi, iki gözün ara­sında olan hayal hazinesi ile mürşidin ruhaniyeti­nin yüzüne hatta iki gözünün arasına bak­maktır. Zira orası feyiz kaynağıdır. Ondan sonra mürşide karşı kendini alçaltarak, son de­rece tevazu ile yal­varmak ve onu Mevlâ ile kendi arana vesile kılmak üzere, mürşidin ruha­niyetinin hayal hazinesine gi­rip oradan kalbine ve derinliklerine yavaş yavaş indiğini düşü­nüp, senin de peşinden yavaş ya­vaş oraya aktığını ve indiğini hayal ederek, şey­hini, kendi nefsinden geçinceye kadar hayal gö­zünden kaybetmemektir[2].

 

BAYINDIR- Aman ALLAHım! Söyler misiniz bana, bunu  neye dayandırı­yorsunuz?

ŞEYH EFENDİ - Bunun delili vardır. Hz. Ebu Bekir radıyal­lahu anh kaza-i hacet[3] için Efendimiz sallALLAHu aleyhi ve sel­lemden hali bir yer bula­madığından, bu durumu Efendimize şi­ka­yet etti. Efendimiz de ona ruhsat verdi[4].

BAYINDIR - Yani  Hz. Ebu Bekir, tuvalette, ALLAH'ın Elçisi'nin ruhâniyetiyle beraber, su­retini kalp gözünün önüne getirerek ha­yal edip kal­biyle ondan yar­dım mı istiyordu?

MÜRİT- Hayır, öyle değil. Yani Hz. Ebu Bekir tuvalette, ihtiyacını karşılarken bile Muhammed sallALLAHu aleyhi ve sellemi hayal edi­yordu.

BAYINDIR- Çok sevdiği kişi­nin hayali in­sanın gözünün önün­den gitmez. Şair, sevgilisi için “Gündüz hayalimde, gece düşümde” di­yor. Bu gayet normaldir. Hz. Ebu Bekir, Muhammed sallal­lahu aleyhi ve sellemi çok sevdiği için tu­valette bile ak­lından çıkaramadığını ifade et­mektedir. Sizin tarif etti­ğiniz rabıtayla bunun ne ilgisi var?

Siz rabıta sırasında şeyhin ruhaniyetinin müri­din yanına geldiğini iddia ediyorsunuz. Şeyhin ru­haniyeti müridin yanına nereden geliyor ki mürit ondan yardım istesin?

 

ŞEYH EFENDİ- Ruhaniyetin gözüktüğünün delili var­dır. Yusuf suresinde şöyle buyruluyor:

"(Yusuf aleyhisselâm kasıtsız ola­rak, elinden gelmeyerek) ona (Züleyha'ya) meyletti. Rabbisinin burhanını (delilini) görmeseydi, (o meyline göre hareket edebilirdi). (Yusuf 12/24)

Bu âyetin tefsirinde ekseri müfessir­ler, ALLAH dost­larının tasar­ruf ve im­dadını (gücünü ve yar­dımını) açık­lamış­lardır. Müfessir­lerden Keşşaf, doğruluktan ayrıldığı ve Mutezile mezhebi­nin[5] görüşüyle vasıflandığı halde Yakub aleyhisselâ­mın ruha­niyye­tinin, şaşkın­lığından parmak­larını ısırmış olduğu halde Yusuf aleyhisselâma gözü­ke­rek “O ka­dın­dan sakın.” dediğini açıklamış­tır[6].”

BAYINDIR- Siz herhalde Keşşâf Tefsiri'ni hiç okumadınız. Yoksa bunu asla söylemezdi­niz.

Yusuf suresinin 24. âyetinde Züleyha'nın Yusuf aleyhisselâm ile birleşmek için yaptıkları anlatılırken  şöyle buyruluyor:

“And olsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin bürha­nını gör­me­seydi o da kadına meylede­cekti...”

Keşşaf Tefsiri, âyette geçen bürhan kelime­sinin ne anlama geldiğini açıkladıktan sonra şöyle de­vam ediyor:

“.... Ayette geçen bürhan şu şe­killerde de açıklanmıştır: 

Yusuf aleyhisselâm bir ses duydu, “Aman ka­dına yak­laşma!” diye, ama aldırmadı. İkinci kez duydu, demini boz­madı. Üçüncü kez duydu, be­riye çekildi ama Hz. Yakub aleyhis­selâmı parmak­larını ısır­mış halde gö­rünceye kadar bir şeyden etkilenmedi... “

Keşşaf’ta bu görüş sahipleri için aynen şu ifa­deler yer al­ıyor:

“Bu ve bunun gibi şeyler hura­feci zorbala­rın tutundukları şeylerdir. ALLAH Teâlâ’ya ve pey­gam­berlerine iftira bunların dini olmuş­tur...[7]”

Biraz düşünülse bunun Yusuf suresindeki başka âyetlere de aykırı olduğu görülür. Bir âyette şöyle buyruluyor:

“(Yakub) Onlardan yüz çevirdi Vah Yu­suf’um vah!”  dedi. Üzün­tüden iki gözüne de ak düştü. Kederi içine gömülüydü.“ (Yusuf 12/84)

Bu olay, Hz. Yusuf’un, Mısır’a gelen kardeş­le­rinden Bünyamin’i, hırsızlık bahanesiyle alıkoy­masından sonra olmuştu. Eğer Bünyamin'i Hz. Yusuf'un alıkoy­du­ğunu bil­seydi Hz. Yakub, böyle üzülür müydü?

 Lütfen bunu rabıtanın delili sayıp da ken­dinizi daha da kötü duruma sokmayın.

 

ŞEYH EFENDİ- Ubeydullah el-Ahrâr es-Semerkandî hazretleri "Sadıklarla beraber olun." (Tevbe 9/119) âyetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sadıklarla beraber ol­mak, surette ve manada onlarla beraber ol­maktır." Sonra da ma­nevi beraberliği rabıta ve huzurla tefsir etmiştir ki, bu ehlince malum olan meşru bir iştir[8].

BAYINDIR- Surette ve manada sadıklarla yani dürüst kimselerle beraber olmaktan  ne anlıyor­su­nuz? Bir kimseyle beraber olmak hem onun ya­nında yer almak hem de onunla aynı duygu ve düşünceleri paylaşmak anlamına gelir. Yanında olduğunuz kişi ile aynı duygu ve düşünceleri  paylaşmıyorsanız bu tam bir beraberlik sayıl­mayacağı gibi aynı duygu ve düşünceyi pay­laştığınız kişinin ya­nında yer almazsanız gene beraber olmuş sayıl­mazsınız. Burada anlatılan odur. Bunun rabıta ile ne ilgisi var?

Bazı şeyhler müritlerine resimle­rini dağıtıyor ve rabıta yaparken ona bakmasını söylüyor­lar. Siz de bunu yapıyor musunuz?

MÜRİT- Bizde öyle bir şey yoktur. Hz. Peygamber resmi yasaklamıştır.

BAYINDIR- Eğer Hz. Peygamber yasak­lama­mış olsaydı yapar mıydınız?

MÜRİT- Belki yapardık. Çünkü resme bak­mak, şeyhi kalp gözünün önüne getirerek hayal etmek­ten kolaydır. O zaman şeyhin sureti baş gö­züyle görülmüş olur.

BAYINDIR-  Peki ya dinimizin heykeli ya­sak etmediğini farz etsek o zaman da heykelini yapar mıydınız?

MÜRİT-  Heykel yasak ama.

BAYINDIR- Yasak olmadığını farz edin.

MÜRİT- Belki o da yapılırdı. Her müridin evinde şeyhin bir heykeli bulunabi­lirdi.

BAYINDIR-  O zaman mürit, şeyhinin putu karşısına geçecek, ona rabıta yapacak ve onun ruhaniyetinden yardım isteyecekti. Ona karşı kendini alçaltarak, son derece tevazu ile yalvara­caktı. Puta tapanların yaptığı zaten bundan baş­kası değildi. Aradan heykeli kaldırıp yerine şeyhin hayalini geçirmek neyi değiştirir? Puta tapanlar da zaten taştan veya ağaçtan bir şey beklemiyor, onun temsil ettiği varlığın ruhaniyetinden yardım bekliyorlardı.

Sizin tarif ettiğiniz rabıtaya sa­dece şu âyet delil olabilir.

“İyi bil ki, saf din ALLAH’ın dinidir. Onun beri­sin­den veliler edinenler  "Biz onlara başka  değil sa­dece bizi ALLAH’a tam yaklaştırsınlar diye kulluk ederiz." derler. İşte ALLAH, onla­rın aralarında tar­tışıp dur­dukları şeyde hükmünü verecektir. ALLAH, yalancı ve gerçekleri örtüp du­ran kimseleri doğru yola sokmaz.” (Zümer 39/3) 

Bu âyet, Kur’an'da şirki tanımlayan âyettir
   

Siz yine beni sadece 'bir kişiye karşı olduğumu düşünmeyin' ben mantığa karşıyım.
Sözüm ona özellikle kevseri kardeşime.
Hayatınızında Anlam arayışınız yoksa ilahi standartlara ihanet içindesiniz.

Hilalnur

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 3494
    İleti
  • Puan: 435
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #72 : 03 Nisan 2010, 15:42:49 »

Rabita telepati gibi bisey.Batililarda nasil parapsikoloji varsa müslümanlarda da tarikat icinde var böyle seyler.Sadece isimleri degisik.
Hayat Imandir!..

Füsun

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 6839
    İleti
  • Puan: 850
  • Yan kalbim!...
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #73 : 03 Nisan 2010, 16:06:50 »
Parapsikoloji ilgi alanlarımdan biridir.Ama ibadette yeri nedir,işte sorunun özü o?

Anlam

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 2213
    İleti
  • Puan: 188
  • Rahmana giden yolda sen nişanemiz..
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #74 : 03 Nisan 2010, 16:21:10 »
Din kimsenin içine bir şey katacağı yada eksilteceği bir şey değildir ki
Onun için batıda ismi başka bizim dilimizde başka diyerek çözülmez ki hilalnur bacım
Kabul edenler kabul edebilir.. Ama niçin kabul ediyorlar ne ye dayanarak
Ben kabul etmedim neden kabul etmedim? Üste yazmışım..
Hayatınızında Anlam arayışınız yoksa ilahi standartlara ihanet içindesiniz.

bugulu-ay

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 3139
    İleti
  • Puan: 224
  • Ne istediğini bilene dünya yol verir..
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #75 : 03 Nisan 2010, 17:34:45 »


“İyi bil ki, saf din ALLAH’ın dinidir. Onun beri­sin­den veliler edinenler  "Biz onlara başka  değil sa­dece bizi ALLAH’a tam yaklaştırsınlar diye kulluk ederiz." derler. İşte ALLAH, onla­rın aralarında tar­tışıp dur­dukları şeyde hükmünü verecektir. ALLAH, yalancı ve gerçekleri örtüp du­ran kimseleri doğru yola sokmaz.” (Zümer 39/3) 

Bu âyet, Kur’an'da şirki tanımlayan âyettir
   

Siz yine beni sadece 'bir kişiye karşı olduğumu düşünmeyin' ben mantığa karşıyım.
Sözüm ona özellikle kevseri kardeşime.


Şu ayetleri kendi mantığına göre yorumlayanlardan öyle usandım ki asabi


.    İyi biliniz ki, halis din yalnız ALLAH'a mahsustur. Ve o kimseler ki, ondan başkasını dost edindiler, onlara ibadet etmeyiz, ancak bizi ALLAH'a yaklaştırsınlar diye -ibadet ederiz derler- şüphe yok ki, ALLAH, onların kendisinde ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm verecektir. Muhakak ki, ALLAH, yalancı, nankörlüğe düşkün olan kimseyi hidayete erdirmez.

3.      Evet.. Ey insanlar!. Uyanınız, (İyi biliniz ki, hâlis din ALLAH'a mahsustur) hakiki, ALLAH'ın rızasına uygun, şirk ve riya şüphesinden uzak olan din, ALLAH Teâlâ'nın kabul

buyurmuş olduğu İslâm dinidir, o tevhid dinidir. Binaenaleyh ondan başka hakiki bir din yoktur ve o ezeli mabûddan başka ibadet ve itaate lâyık bir yaratıcı mevcut değildir. Ilahlık sıfatlarında tek olan, ancak O'dur. (ve o kimseler ki) Bu hakikatten gafil bulunurlar da (O'ndan başkasını) o ortak ve benzerden uzak olan ALLAH Teâlâ'dan başkasını da kendilerine (dost edindiler) kendileri için birer mabut tanıdılar, melekler gibi, Hz. Isa ve Hz. Üzeyr gibi kulları ve putlar gibi âciz şeylere birer mâbudluk isnâd ederek onlara da tapınmakta bulundular ve kendilerinin bu müşrikçe hareketlerini doğru göstermek için de biz (onlara ibadet etmeyiz) o mahlûkları mabut edinmiş olmayız (Ancak bizi ALLAH'a yaklaştırsınlar) bize şefaat eylesinler (için) onlara ibadette bulunuruz derler, böyle pek cahilce bir mazeret ileri sürerler, bir takım heykellerden fâide beklerler. Cenab-ı Hak'da onların bu pek yanlış düşüncelerini şöylece red ediyor: (Şüphe yok ki, ALLAH onların arasında) 0 müşrikler ile onları tevhid dinine davet eden müslümanlar arasında (onların kendisinde ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında) herbirinin tercih etmiş olduğu itikat esaslarına, dinî meselelere dair (hükmedecektir.) kıyamet gününde bu ilâhi hüküm tecelli edecektir. Samimi kullarını mükâfatlara erdirecektir. Küfr ve şirk sahiplerini de ebedî olarak cezaya uğratacaktır. (Muhakkak ki: ALLAH ) Teâlâ (yalancı) olanı, bir takım yaratılmış şeylere mâbudluk isnadında bulunanı, bir kısım cansız varlıklardan şefaat bekleyen kimseyi ve (nankörlüğe düşkün olanı) kendi yaratıcı ve rızıklandırıcısının birliğini inkâr ederek büyük bir küfr ve isyan içinde olan (kimseyi hidayete erdirmez.) Öyle bir şahıs, kendi kötü iradesi yüzünden sapıklığa düşmüş, ebedî bir azabı hak etmiş olur.


ÖMER NASUHİ BİLMEN TEFSİRİ (ZÜMER SURESİ-3)

Şimdi Ben Peygamber Efendimizi düşünsem onun hayalini gözlerimin önüne getirsem şefaat ya RasullALLAH desem bunada şirk dersiniz. Hani Efendimiz s.a.v. varya arada.

ALLAHım  sabır. Resmen bu kapıya çıkıyor.

Yolca benden ileri olan birine muhabbet duyacağım Onun Hak katında sarfettiği yolu görüp onun muhabbetiyle dolduracağım ve ondan yardım iseyeceğim şirke düşeceğim öyle mi. Nasıl bir yorumdur bu ya. ALLAHla arasına putları koyan putperestlerle siz kimleri kıyaslıyorsunuz. yazıııııııık çok yazık.
الله هو ا لو لى
 
(ASIL DOST ALLAHTIR)
               şura suresi: 9

Anlam

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 2213
    İleti
  • Puan: 188
  • Rahmana giden yolda sen nişanemiz..
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #76 : 03 Nisan 2010, 18:01:47 »
Madem resulullahtan şefaat istiyebiliyorsan bana kaynak göster
ama kaynak mütevatir olacak
Mevzu hadisi kimse kabul etmez.
ALLAH Peygamber efendimize (sav) izin vermedikten sonra resulllah bile kimseye şefaat edemez.
Hayatınızında Anlam arayışınız yoksa ilahi standartlara ihanet içindesiniz.

Hilalnur

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 3494
    İleti
  • Puan: 435
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #77 : 03 Nisan 2010, 18:25:24 »
Parapsikoloji ilgi alanlarımdan biridir.Ama ibadette yeri nedir,işte sorunun özü o?

Ibadetle alakasi yok zaten.Rabita da ibadet degil.

Din kimsenin içine bir şey katacağı yada eksilteceği bir şey değildir ki
Onun için batıda ismi başka bizim dilimizde başka diyerek çözülmez ki hilalnur bacım
Kabul edenler kabul edebilir.. Ama niçin kabul ediyorlar ne ye dayanarak
Ben kabul etmedim neden kabul etmedim? Üste yazmışım..
Tasavvuf elbetdeki din degildir.Benim demek istedigim sey bu degil.Islamdan baska din yoktur hepimiz biliyoruz bunu.
Tasavvuf da var olan seyler'in islam ile yada baska bir din ile alakasi yok diyorum,cünkü ayni seyleri baska isimler altinda gayri müminler de yapiyor.Ruh ile ilgili meseleler bunlar,din irk ayirimi olmadan her insan tasavvufu yasayabilir,müslüman olmayanlarda.Yasadiklarini da görüyoruz.Tasavvufun kökeni hindistana dayalidir dedikleri de hind'lilerin bu islerle daha cok mesgul olduklarindan dolayidir.
Hayat Imandir!..

Hilalnur

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 3494
    İleti
  • Puan: 435
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #78 : 03 Nisan 2010, 18:28:38 »
Alıntı
Şimdi Ben Peygamber Efendimizi düşünsem onun hayalini gözlerimin önüne getirsem şefaat ya RasullALLAH desem bunada şirk dersiniz.

Buna bende şirk derim cünkü Anlam'in da dedigi gibi ALLAH dilemdikce kimse sefaatci olamaz.ALLAHin izni sart.
Hayat Imandir!..

Anlam

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 2213
    İleti
  • Puan: 188
  • Rahmana giden yolda sen nişanemiz..
Ynt: Tartışma platformu.6.haftanın konusu Tasavvuf ve tarikatler...
« Yanıtla #79 : 04 Nisan 2010, 11:49:16 »
Buğulu-ay kardeşime şunu demek istiyorum.
Farz edin ki gerçek hayattasınız.Hemcinsinizle bir konu hakkında tartışıyorsunuz.İkinizin de görüşleri aynı değil hatta biraz zıt diyelim.Arkadaşlarınızla görüşünüz uyuşmadığı için iki de bir
Alıntı
Şu ayetleri kendi mantığına göre yorumlayanlardan öyle usandım ki


   
bunu mu diyeceksiniz
Ya da iki de bir şunu mu diyeceksiniz
Alıntı
ALLAHım  sabır       
Ya da diğer mesajlarınızda bana verdiğiniz şu cevab gibi ' pes doğrusu'
Sizce siz böyle yaparak karşınızdakini mi öfkelendirirsiniz yoksa ona bir şeyler mi verirsiniz
Bence siz böyle yaparsanız bir davetçi olarak karşınızdakine bir şeyler veremezsiniz aktaramazsınız.
Böyle bir konu görüşmesi olamaz.Çünki hem sinirlenerek ALLAH sabır. Pes doğrusu. gibi ibareler
karşıdakine bir şeyler vermez
ve aktarmaz.

Siz bana ''Kelimelerinizin sesini yükseltmeyiniz.Kelimelerinizin anlamını yükseltin' aksi taktirde bir şey anlamam ve bana aktaramasiniz
Gerçek hayattaki biri olsaydım ve hemcins olsaydık şunu derdim'' Lütfen sesini değil sözünü yükselt' kardeşlik..

Günlük hayattaki tecrübelerimden şunu çıkardım
Bir kaç insan tipi vardır şöyle ki
1)Hem haksızdır hem uslubu bozuktur
2)Haklıdır ama uslubu bozuktur
3)Haksızdır ama uslubu düzgündür
4)Hem haklıdır hem uslubu düzgündür

4.Gruptaki insana hayranım.
3.Gruptaki kişilerinde dinlenilecek insanlar olduğunu düşünürüm.Çünki en azından uslubları düzgündür[/b]
Hayatınızında Anlam arayışınız yoksa ilahi standartlara ihanet içindesiniz.

Seo4Smf Tagleri:
Tıklayın, konuyu kendi sosyal ağlarınızda paylaşın.
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
35 Yanıt
1403 Gösterim
Son İleti 16 Ocak 2010, 12:20:18
Gönderen: Süheyla
208 Yanıt
4966 Gösterim
Son İleti 05 Şubat 2010, 11:18:47
Gönderen: sahli698
31 Yanıt
1263 Gösterim
Son İleti 06 Şubat 2010, 22:29:43
Gönderen: ahmedonur
27 Yanıt
1112 Gösterim
Son İleti 02 Ekim 2010, 16:56:23
Gönderen: Sümeyye Kurt
72 Yanıt
1815 Gösterim
Son İleti 17 Ekim 2010, 15:32:09
Gönderen: Anlam