+ Umutfmforum » Umutfmforum Genel » Gündem Dışı ve Kategorisiz Konular » Serbest Kürsü
|- Tartışma platformu 8. haftanın konusu:Vahdet ve Müslüman kardeşliği
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Tartışma platformu 8. haftanın konusu:Vahdet ve Müslüman kardeşliği
Cevaplar 12
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 527
Önceki Önceki Konu

Gönderen Konu: Tartışma platformu 8. haftanın konusu:Vahdet ve Müslüman kardeşliği  (Okunma sayısı 527 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

taymaskh

  • Site Yöneticisi
  • *
  • 7735
    İleti
  • Puan: 1010
  • Duamın kefaretisin sevgili!Aşk ile amenna demişim.
    • Semerkand dergisi gönüllüleri....
                            

Uploaded with ImageShack.us



                         Bu haftaki konumuz kanayan yaramız Müslüman kardeşliği ve vahdet üzerine..
                                       Müslümanlar olarak vahdeti gerçekleştirebiliyormuyuz!
                           Ne kadar bir müslümanın hali ile hallenip derdi ile dertleniyoruz ..
                        Müslüman kardeşliği oluşturuken inançlarımızdan ödün vermek yada hoşgörmek ne kadar doğrudur?
                      ...................Vahdet ve Müslüman kardeşliği üzerine tüm görüş ve yorumlarınızı bekliyoruz..
"Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından ALLAH'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak ALLAH, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler. ( 14/ İbrahim - 42 )

yasemin

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 8569
    İleti
  • Puan: 1204
Hımm, güzel bir başlık ve konu biraz donamın gerekiyor..

''Vahdet'' genel anlamı birlik beraberlik üzre olmak..
Müslümanlar nekadar birlik ve beraberce hareket ediyor bu tartışılır tabi..
Ama küfür tek millettir küfür kadar birlikte hareket etmiyoruz orası kesin..
Niye edemiyoruz..İşte farklı cemaat, mezhep, ekollere mensup olduğumuz içindir..Ee bunun getirisi daha fazla olmalıdır diyeceksiniz!..
Ama malesef çünkü bu kıstaslar daha ön plana çıkabiliyor söyleyki:
Aynı ALLAHa, peygambere, kitaba, inanlar..Hacda (kabede) ayrı cami ve imam arkasında namaz kılıyor..Yani nekadar farzları yerine getirmiş olsakta ayrı hareket edebiliyoruz..
Vadeti nasıl gerçekleştirebiliriz..''Ümmet- şuuru'' gerektiğine inanıyorum..
Vayhin inşası ve işiğinda bir birteliklik diliyorum..
yasemin(:

çoban

  • Çalışkan Üye
  • *
  • 586
    İleti
  • Puan: 225
    • E-Posta
yasemin
Alıntı
Niye edemiyoruz..İşte farklı cemaat, mezhep, ekollere mensup olduğumuz içindir..
problemin kaynağını tesbit ettiğiniz için sizi canı gönülden kutlarım. 
 çünkü bu farklılıklar henüz birileri tarafından icad edilip bizlere sunulmamışken ümmet arasında vahdet mevcuttu...
 aynı zamanda çözümün öze dönüş olduğunu da bulmuş oluyorsunuz...
 vahdetin oluşması için sizin gibi düşünen insanlara ihtiyaç var. varolun   
 

yasemin

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 8569
    İleti
  • Puan: 1204
İnşaALLAH düşündüğümüz gibi filliyata (pratiğe) dökenlerden oluru(m)z..Güzel teheccünüze çok teşekkür ediyorum.. :)
yasemin(:

Hilalnur

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 3494
    İleti
  • Puan: 435
Konu Vahdet olunca kimsenin pek söyleyecek birseyi olmamis nedense:)
Hayat Imandir!..

Füsun

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 6839
    İleti
  • Puan: 850
  • Yan kalbim!...
Vahdet herkesin gerçekleşmesini istediğini söylediği ama yapmaya gelince çoğu insanın uzak durduğu konulardan biri nedense.Ondan olabilir belki :)

yasemin

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 8569
    İleti
  • Puan: 1204
Vahdet herkesin gerçekleşmesini istediğini söylediği ama yapmaya gelince çoğu insanın uzak durduğu konulardan biri nedense.Ondan olabilir belki :)
;)
Evet..

Konu Vahdet olunca kimsenin pek söyleyecek birseyi olmamis nedense:)

Hilalnur sen ne söylemek istersin?..
yasemin(:

Bintülhüda

  • Çalışkan Üye
  • *
  • 499
    İleti
  • Puan: 81
    • E-Posta
İmam Humeyni de buyuruyor ki; Tefrika şeytan'dan, birlik ve vahdet-i kelime Rahman'dandır.

İmam Humeyni'den naklen belirtildiği gibi, tefrika şeytanın eseri ve vahdet Rahman'ın kelimesi'dir. Tarihin ispatladığı gibi, pratikte Tevhid inancına bağlılıklarını ispatlamış olan kimselerin hakiki vahdet çağrısına tevhidi fıtrata sahip kimseler olumlu cevap veriyorlar. Çünkü belirttiğim gibi, Vahdeti koruma, iktidarı pekiştirme amaçlı siyasi bir hareket değildir. Vahdeti korumak ve tefrikadan sakınmak âyni bir vecibedir. Bu anlayış kainatın yaratıcısının vahdaniyetine inançtan kaynaklanıyor. Tefrika ashabı, şeytan ashabıdırlar. Vahdet tebliğcileri ve failleri Rahmanlıların çığırındadırlar. Hangi toplum böyle bir inançla donatılırsa, hakiki vahdet biçimlenir. Ümmetin bütün kesimlerinin kaderi tefrika ve nifak karşısında ilgisiz kalmak, ümmeti vahidenim güçlü hareketi karşısında renk kaybeder. İşte bu gerçeği, İslam inkılabı fiili olarak ispatladı. Tarihin unutmayacağı şey şudur ki, ALLAH inancı ve aşkıyla hareket eden biri görünüşte maddi silahlardan yoksun olarak vahdet çağrısını yükseltti. Mümin insanlar da bu çağrıya cevap verip, kıyam ettiler. Buna karşılık gelişmiş ülkeler, bu tevhidi halk kıyamını bastırmaya çalıştılar. Nitekim bu tevhidi kıyamın düşmanlarına dünyanın en güçlü silah üreticisi sahipleri resmen ve açık bir destek verip, birleşik cephe kurmaya çalıştılar. Fakat milletin söz birliği ve vahdeti, maddi çıkarlar ashabının güçlü birliğini yenip, zafere ulaştı.

İmam Humeyni ferdi ve toplumsal bir müslih olarak bu hedef ve maksat birliği olan vahdeti , rahmet cinsinden ve bir başlangıç mahsulü olarak nitelendiriyor ve bunlar olmaksızın vahdetin oluşamayacağını kaydediyor. İmam Humeyni'nin buyurduğu gibi; rahmetle özleşen bu olgunun devam etmesine çalışmalıyız. Yapılan çalışmadan maksat; ilkin ilahi olmamız, ALLAH yolunda hizmet etmemiz, ALLAH'ın emrine itaati özümsememiz, kendimizi ondan ve ona doğru bir varlık olarak bilebilmemiz gerekir. Bu mananın ikinci anlamı vahdet ve insicam üzerine gerçekleştirilir. Çünkü tefrika şeytandandır, Vahdet-i kelime ve ittihat ise Rahman'dan kaynaklı bir olaydır

Günümüz İslam toplumlarının doğru bir şekilde tespit ettikleri gibi, dertlerin dermanı ve tek bir kurtuluş yolu, geri kalmışlık, baskı ve çıkmazlardan kurtuluş yolu, öz İslami hüviyete geri dönüş, gerçek anlamda Ümmet-i Vahideyi yeniden canlandırma ve geliştirmedir. Bu yüzden korku ve ümitsizliğe kapılmaya hiçbir gerekçe uydurulamaz. Gelin dostlar, bu mukaddes cihadın öncüleri olalım. Rahmet ve Vahdet peygamberine inanan, zengin kaynaklara, kalabalık ve yetkin insan gücüne özel konum ve varlığa sahip olan biz Müslüman insanların tefrika ve ihtilaf ateşi içinde kavrulması, ALLAH dini ve insanlık düşmanlarının içinizdeki bu tefrikayı alaya alıp, gülmeleri, gerçek medeniyet ve kültür öncüleri ve akıncıları olan ümmete üstünlük taslamaları ve de onların varlığını denetim altına alıp, yağmaları büyük bir haksızlık ve alçaklıktır.

ALLAH'ın kitabı Kur'an'ı Kerim'in bir sözü eksiksiz ve hiç değişmeden İslami fırkaların arasında yaşıyor. Peygamber efendimizin sünneti ve öğretileri de bizim hidayet şartımız ve eylemlerimizin işaretleri olarak biliniyor. Kıblemiz bir, şiarımız bir, namaz ve menasıkimiz birdir. İslam'ın yüzlerce ilke ve kuralı da bütün İslam mezheplerinin ortak ve temel inancını oluşturuyor. Bütün bu nitelikle ve özgün ilke ve öğretiler, örnek ve birleşik ümmetin oluşumunda ebedi ve sağlam bir yapının malzemeleri ve de özü sayılıyor.

Günümüz İslam toplumlarının doğru bir şekilde tespit ettikleri gibi, dertlerin dermanı ve tek bir kurtuluş yolu, geri kalmışlık, baskı ve çıkmazlardan kurtuluş yolu, öz İslami hüviyete geri dönüş, gerçek anlamda Ümmet-i Vahideyi yeniden canlandırma ve geliştirmedir. Bu yüzden korku ve ümitsizliğe kapılmaya hiçbir gerekçe uydurulamaz. Gelin dostlar, bu mukaddes cihadın öncüleri olalım. Rahmet ve Vahdet peygamberine inanan, zengin kaynaklara, kalabalık ve yetkin insan gücüne özel konum ve varlığa sahip olan biz Müslüman insanların tefrika ve ihtilaf ateşi içinde kavrulması, ALLAH dini ve insanlık düşmanlarının içinizdeki bu tefrikayı alaya alıp, gülmeleri, gerçek medeniyet ve kültür öncüleri ve akıncıları olan ümmete üstünlük taslamaları ve de onların varlığını denetim altına alıp, yağmaları büyük bir haksızlık ve alçaklıktır.

ALLAH'ın kitabı Kur'an'ı Kerim'in bir sözü eksiksiz ve hiç değişmeden İslami fırkaların arasında yaşıyor. Peygamber efendimizin sünneti ve öğretileri de bizim hidayet şartımız ve eylemlerimizin işaretleri olarak biliniyor. Kıblemiz bir, şiarımız bir, namaz ve menasıkimiz birdir. İslam'ın yüzlerce ilke ve kuralı da bütün İslam mezheplerinin ortak ve temel inancını oluşturuyor. Bütün bu nitelikle ve özgün ilke ve öğretiler, örnek ve birleşik ümmetin oluşumunda ebedi ve sağlam bir yapının malzemeleri ve de özü sayılıyor.

Burada sorun ve noksanlık, halktan kaynaklanmıyor. Çünkü İslam ülkelerindeki alimler, bilginler, aydınlar ve yöneticiler bu hassas şartlarda kendi yükümlülüklerini yerine getirip, halkın birlik duygu ve isteklerini gerçekleştirmelidirler. Amerika ve İsrail, İslami yok etme ve İslam beldelerine sulta kurup, Müslüman milletleri köleleştirmeden daha azına razı olamazlar. Gelin dostlar, Kudüs'ün gasıbı güçlerle onların destekçisi odakların çıkarlarını sağlama ve koruma amacıyla yapılan bu örümcek ağı ve gevşek paktlara karşı İslami kardeşlik üzerine bina edilecek sağlam ve sarsılmaz bir pakt ve ittifak kuralım, ümmeti vahidenim parlak mirasını yeniden canlandıralım.

Ben İmam Humeyni hazretlerine uyarak ve kendi payıma düşecek bir şekilde ilan ediyorum ki, İran milleti ve İslam cumhuriyeti yetkilileri, ALLAH dininin düşmanlarının rant ve çıkarlarını İslam ümmetinin menfaatlerine tercih etmeyen Müslüman milletler ve devletlerle kardeşlik ve birlik ittifakı kurmaya bu yola öncü olarak adım atmaya ve her türlü bedelini de ödemeye hazırdır. Sözün sonunda, kendi kendimize, sizlere bütün hür ve şerefli insanlarla Müslümanlara bir uyarım olacaktır. O da şu ki, İslam dünyası çok hassas şartlarla karşılaşmaktadır. Bu yüzden şu ilahi kurtuluşçu ilke ve şiarı hepinize hatırlatma zaruretini hissediyorum:
ALLAH'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayıp, ve ALLAH'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp, sındırdı ve siz onun nimetiyle kardeş olarak sabahladınız. Yine siz, tam bir ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, ALLAH, size ayetlerini işte böyle açıklar. ( Âl-i İmran-103)

VELADETİNİN ANISINA AZİZ İMAMA SELAM OLSUN.
AHMET HUMEYNİ

çoban

  • Çalışkan Üye
  • *
  • 586
    İleti
  • Puan: 225
    • E-Posta
bintülhüda
Alıntı
Çünkü İslam ülkelerindeki alimler, bilginler, aydınlar ve yöneticiler bu hassas şartlarda kendi yükümlülüklerini yerine getirip, halkın birlik duygu ve isteklerini gerçekleştirmelidirler.
yazının bütününde  durumun vahameti ve ne olması gerektiği yönünde benimde katıldığım önemli tesbitler olmakla birlikte bölümler halinde incelediğimde birkaç kelime eklemede bulunma ihtiyacı hissettim.
  "alimin ölümü, alemin ölümüdür."  gerçeğinin ümmet nezdinde ağır sonuçları vakıadır. lakin alim olmayan ve alim yetiştirmeyen ümmetin sorumsuz bireylerininde masumiyetinden söz etmek zor olsa gerek.
Alıntı
Burada sorun ve noksanlık, halktan kaynaklanmıyor.
tamamına katılmadığım bir görüş.
 yukarda izahına çalıştığım gibi sorunun bir kısmı kendini ilahi mesaja doğrudan muhattap saymayan, sorumluluk alma yerine sorumluluk makamında gördüğü kişi ve oluşumlara teba olmayı yeğleyen vasıfsız kalabalıkların da çeşitli ayetlerde emredildiği üzere vasıflı muhattabiyeti istendiği tartışılamayacak kesinlikte sabittir. 
  katkıda bulunduğunuz için teşekkür ederim..
         

taymaskh

  • Site Yöneticisi
  • *
  • 7735
    İleti
  • Puan: 1010
  • Duamın kefaretisin sevgili!Aşk ile amenna demişim.
    • Semerkand dergisi gönüllüleri....
Alıntı
Niye edemiyoruz..İşte farklı cemaat, mezhep, ekollere mensup olduğumuz içindir..Ee bunun getirisi daha fazla olmalıdır diyeceksiniz!..
Ama malesef çünkü bu kıstaslar daha ön plana çıkabiliyor söyleyki:
Aynı ALLAHa, peygambere, kitaba, inanlar..Hacda (kabede) ayrı cami ve imam arkasında namaz kılıyor..Yani nekadar farzları yerine getirmiş olsakta ayrı hareket edebiliyoruz

bu kısmı tam olarak anlıyamadım yasemin abla?
Kabede nasıl ayrı cami ve imam arkasında nasıl namaz kılınıyor?
"Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından ALLAH'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak ALLAH, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler. ( 14/ İbrahim - 42 )

Seo4Smf Tagleri:
Tıklayın, konuyu kendi sosyal ağlarınızda paylaşın.
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
208 Yanıt
4966 Gösterim
Son İleti 05 Şubat 2010, 11:18:47
Gönderen: sahli698
31 Yanıt
1262 Gösterim
Son İleti 06 Şubat 2010, 22:29:43
Gönderen: ahmedonur
27 Yanıt
1112 Gösterim
Son İleti 02 Ekim 2010, 16:56:23
Gönderen: Sümeyye Kurt
86 Yanıt
2382 Gösterim
Son İleti 11 Nisan 2010, 23:08:41
Gönderen: Nilden
72 Yanıt
1815 Gösterim
Son İleti 17 Ekim 2010, 15:32:09
Gönderen: Anlam