+ Umutfmforum » Umutfmforum Genel » Umutfm Forum GAZETE » Gazete 4.SAYI (Moderatörler: gül_güzeli, YusufDavut)
|- "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
Cevaplar 11
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 387
Önceki Önceki Konu

Gönderen Konu: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü  (Okunma sayısı 387 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gül_güzeli

  • Lâl
  • Genel Moderatör
  • *
  • 9127
    İleti
  • Puan: 1565
"SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« : 06 Mart 2011, 21:37:16 »




Zaten, dünya tadımlık bir yer…
Varlığımızı kaplamış bitimsiz hüzün.
Bizi sevip kabullenmiş, gitmek bilmeyen misafir olmuş keder.
Kasvetli bir boşluk. Sağımız solumuz karanlık.
Kalbin kendisi, nemli bir zindanın duvarlarında mahpus.
Her varlık sonsuz kere atılmış düğüm.
Dünya karanlığın kendisi.
Varsın, olsun.
Dünyanın sadece üçüncü yüzündeyiz.
Bize aldırmadan giden, kalbin alakasına, fikrin merakına değmeyen yüzünde.

Yitiyoruz. Bu dünyada. Hep birlikte. Gidiyoruz.
Varsın, olsun.
Varsın, bir buz sarkıtının ucunda donarak asılı kalmış bir su damlası gibi, dünyanın üçüncü yüzünde asılı kalmış olsun varlığımız.

Bir de dünyanın birinci ve ikinci yüzü var… Bu dünyada bütün çektiklerimize değer. 


__________________________________ __________________________________ ______________________________

Umut gazetesinin bu sayısında tanıtacağımız kitap, Mustafa Ulusoy’un Ocak 2011 tarihinde Timaş Yayınları tarafından neşredilen yeni kitabı ‘Dünyanın Üç Yüzü’.

Dünyanın Üç Yüzü, bir çoğu önceden ‘Zaman’ gazetesinde yayımlanan haftalık yazılardan derlenmiş bir deneme kitabı.

Yazarımızın dili oldukça sade, arada yapılan kelime oyunları, yazarın çağrışımları ve bunları size aktarışı sizi kitaba daha da çekebilir. Eğer Mustafa Ulusoy’u okumayı önceden tecrübe ettiyseniz yahut çeşitli araçlardan takip ediyorsanız size kavramları, dili yabancı gelmeyecektir.

Yazıların içeriğinden bahsedecek olursak; yazılarda -yazarın deyimi ile-varoluşsal acılarımız var. Hüzünlerimiz, küskünlüklerimiz, hayatın zorluğu, bizim yorgunluğumuz var. Bunun yanında yazılarda Risale-i Nur(‘dan birçok alıntı) var. Yazılar yol gösterici, sahici. Sonu yüzünüzü gülümseten, huzur veren yazılar…

Bu kitap bize ne katacak derseniz, cevabı yazarımızdan:
“Okuyucuya.. Hani bunu birçok yazar söyler, biraz klişe olacak ama.. Okuyucuya özellikle vermek istediği bir mesaj var mı? Her okuyucunun çeşitli biçimlerde, kendi ihtiyaçlarına göre, kendi hayata  bakış açısına göre, tuh haline göre hatta, ve çeşitli sorunlarına göre alabileceği şeyler olabilir kanaatindeyim. Orada birçok yazı kendi kişisel ihtiyaçlarından da doğdu ve okuyuculardan o benzer ihtiyaçları, benzer sorunları, benzer hayat ve hayata dair varoluşsal acıları yaşayan okuyucular, her biri kendi ihtiyaçlarına göre bir şeyler alabilir kanaatindeyim.”

(Mustafa Ulusoy ile yapılan bir mini röportaj’dan – TVNET – Kitapcafe)


Kitaptan bir yazı(2 Temmuz 2010 tarihinde Zaman Gazetesi’nde yayınlanmış) :

Dünya, nesin sen!


Onu elime aldığımda ne bir yaz gününün sığınağı işe yarıyordu, ne bir ağacın gölgesi. Sıcaktan çatlayan bir yaz gününde, baharda yağmış kar gibi soğudu dünya. Kara tahtada kara bir haber gibiydi. Öyle miydi?

Üç dört tanesi yan yana diziliydi. İçlerinden biri tam taba rengindeydi, elimde olan oydu. Bahar yaza çevrilmiş, yazın saçlarınaysa aklar üşüşmüştü. Ağaçların tepesinde yer yer sararmış yapraklar tutturulmuştu. Düştü düşecek. Her şeyin düşüşünü haber veren...

Yürüyordum. Caddede. Dünya yanı başımdaydı. Som altından kasırlarındaki duvarların yer yer dökülmeye yüz tuttuğu dünya. Aldatıcı dünya. Öyle miydi? "Ey dünya, nesin sen!" diye seslenmek geldi içimden. Seslendim. Sesimi sadece kendime duyurabildim. Yalnız sayılmazdım anlayacağınız. Sesimi başkasına duyuracak mecalim yoktu. Sesimi kendimden başka duyacak kimse de yoktu. Öyle miydi?

Yürüyordum. Durdum ve bir arkadaşıma sararmış yaprağı gösterdim. "Ne var ki bunda, yaprak işte..." der gibiydi bakışı. Belki de bana öyle geldi. Eline aldı ve masaya bıraktı, oradan buradan konuşmasını sürdürdü. Kopmuştum. "Ne düşünüyorsun?" diye sordu. "Hiç..." dedim.

Yalan söylemiyordum. "Hiç"i düşünüyordum. Dünyanın hiçliğe bakan fâni, geçici yüzünü. Dallardaki tek tük sararmış yaprakları koparan rüzgârdı. Dünyanın tutam tutam saçlarını yolansa fânilik rüzgârı...

"Ah dünya!" diye seslendim yeniden. "Nesin sen? Üzerine ayak basanların tümü toprağının bağrında yatıyor. Neden çağırırsın böyle kendine bizi? Tebessümlerin ne aldatıcı. Gülümsemelerin altında hangi hesaplar yatıyor? İlginin hesabını kitabını tutan, tüm nazarları kendine çevirmek isteyen çılgın ve kıskanç bir sevgili misin? Kendine bizi çağırırken bir bak kendine. Alnına düşmüş beyaz tutamlara bak. Bak ve sus. Bak ve çağırma kendine bizi."

Avucumdaki sararmış yaprak, "Hususan benim gibi nefs-i emmâreyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur." cümlesini fısıldadı. Dünyanın adına da konuşuyor gibiydi. Sonra...

Sonra, Zamanın Bilgesinin sesi yeniden yankılandı içimde. "Beni dünyaya çağırma!" diyordu. Sesi titrek ve hüzünlü... "Çağırma, çünkü Ona geldim fenâ gördüm." Dostsuz ve sevgilisizliğinden değildi kalbinin yakarışı. "Habib desen onu buldum, Ah... firakta çok elem gördüm."

Dünya susmadı. Kaşlarını çattığı düştü hayalhaneme. Yarı küskün bir seslenişle seslendi: "Beni yanlış anlayan sensin. Seni kendime çağırmıyorum ki!"

Dünya kime çağırıyordu bizi peki? Bu cümlelerin sahibinin yazdığı "İkinci levhaya baksana!" dedi içimdeki ses. Baktım.

"Vücut burhan-ı Zât oldu, Hayat, mir'ât-ı Hak'tır, gör." Görmeye çalıştım. Varlık O'nun delilleriydi. Varlık O'nu anlatan bir dildi. Yaz içinde kış, sonbaharın içinde bahar, saçların üzerine yağmış aklar, ölümün içindeki hayat, hayatın içinde saklı ölüm. Dertlerin içinde hayır... Hayırların içinde şerler. Her şey bir aynaydı. Dünya bir aynaydı. O'nun ayetleriydi her şey. Her hal, her yaşantı O'na sessiz bir yakarıştı.

Ah dünya. Dünyasın işte. Başlayan ve biten... Sonsuzluğun kapısısın sadece. Başka hiçbir şeysin. VALLAHi öylesin. O'nu anlatmak dışında nesin sen, söylesene nesin! O'ndan haber verişin dışında bir şey misin? O'na bakan yüzün dışında bir oyun ve eğlenmesin.

Ah dünya. Karanlık zindanında O'na açılan bir penceresin yalnızca. Ah dünya. Kâh ürkeklikle, kâh sevinçle yaşıyoruz seni işte.

Yürüyordum. Caddede. Aklıma nedense şairin (Biancamaria Frabotta) şu dizesi düştü: "Gözlerini ödünç verir misin bana, sana bakmak için." Derken, onu gördüm.


Bu kitap okunur, vesselam!..

Hazırlayan l Mânâ



Eğer Mekke'nin hakkını vermiş ve bütün imkanlarını tüketmiş isen; yeni imkanlar üretmek için ne duruyorsun! Düş Medine'nin yollarına..

Tufeyl

  • Çalışkan Üye
  • *
  • 411
    İleti
  • Puan: 50
  • Düştüğüm bir girdap, garip bir muamma...
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #1 : 07 Mart 2011, 06:58:31 »
İlgimi çekti..Tefekküre vesile olabilecek bir kitap gibi..
Sınavdan sonra okunacaklar listesine alıyorum..
Tanıtım için teşekkürler Mânâ.. gultt5
"Işık", "kalb"den gelmeli...

papatyam

  • Moderatör
  • *
  • 8611
    İleti
  • Puan: 981
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #2 : 07 Mart 2011, 15:05:27 »
Mustafa Ulusoy yazım şeklini beğendiğim bir yazar
sıkıcı değil keyifli bir dili var..
teşekkürler arkadaşlar


Emrullah Can

  • Site Yöneticisi
  • *
  • 1565
    İleti
  • Puan: 343
  • …Bismî Hû…
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #3 : 07 Mart 2011, 17:58:46 »
Fırsat bulunca okumak isteriz inş.
Eline sağlık kardeşim.
Şimdi bahar çağırıyor seni, kalbini al eve dön..
Şimdi hayat çağırıyor seni, candan geç cânan’a dön..
Şimdi Rabbin çağırıyor seni, kabından çık Kâbe’ne dön...

Mânâ

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 7380
    İleti
  • Puan: 464
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #4 : 08 Mart 2011, 18:25:34 »
uyku  gul1ys8
tufeyl  gul1ys8
papatyam  gul1ys8
Emrullah Can  gul1ys8
Nilden  gul1ys8

var olun..
sefa ile cefa arasında

ihsas

  • Moderatör
  • *
  • 10869
    İleti
  • Puan: 911
  • Her dem, ötelerden nur yağıyor...
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #5 : 10 Mart 2011, 02:16:44 »
Fırsat bulunca okumak isteriz inş.
Eline sağlık kardeşim.


Gazze!

  • Faydalı Üye
  • *
  • 936
    İleti
  • Puan: 306
  • Hû de/geç kederlerin üstünden..
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #6 : 10 Mart 2011, 15:23:40 »
Pencerelerden seyret, içlerine girme!

Üstad Sezai Karakoç' u anımsattı bu cümle bana. Çok şey ifade ediyor..
Ve kitabın kapağı çok şey vaad ediyor sanki.


''Sağımız solumuz karanlık.
Kalbin kendisi, nemli bir zindanın duvarlarında mahpus.
Dünya karanlığın kendisi.''


Sevgili Mânâ teşekkürler gultt5
Tanıtımı beğendim, okuyalım inş.

Dip not:
kitabın içeriğine değer verdiğin kadar kendisine de aynı değeri de göster..
Okurken biraz kendinden geçmiş galiba(.


Selamet Rabbim,

dilim yeni dönüyor şükre..

Beni de alır mısın lütfen

cinnetten/cennete!

Mânâ

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 7380
    İleti
  • Puan: 464
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #7 : 10 Mart 2011, 16:28:08 »
Pencerelerden seyret, içlerine girme!

Üstad Sezai Karakoç' u anımsattı bu cümle bana. Çok şey ifade ediyor..
Ve kitabın kapağı çok şey vaad ediyor sanki.


''Sağımız solumuz karanlık.
Kalbin kendisi, nemli bir zindanın duvarlarında mahpus.
Dünya karanlığın kendisi.''


Sevgili Mânâ teşekkürler gultt5
Tanıtımı beğendim, okuyalım inş.

Dip not:
kitabın içeriğine değer verdiğin kadar kendisine de aynı değeri de göster..
Okurken biraz kendinden geçmiş galiba(.




üstteki cümle Bediüzzaman Said Nursi'ye ait imiş.
bir de ben de hiç sevmem öyle olmasını ama yıprandı bir kere.. okula gidip gelirken hep çantada öyle oldu..
yoksa en nefret ettiğim, hassas olduğum durumlardandır ;)

ve ihsas  gul1ys8
sefa ile cefa arasında

Gazze!

  • Faydalı Üye
  • *
  • 936
    İleti
  • Puan: 306
  • Hû de/geç kederlerin üstünden..
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #8 : 12 Mart 2011, 09:49:26 »
üstteki cümle Bediüzzaman Said Nursi'ye ait imiş.
bir de ben de hiç sevmem öyle olmasını ama yıprandı bir kere.. okula gidip gelirken hep çantada öyle oldu..
yoksa en nefret ettiğim, hassas olduğum durumlardandır ;)

Hımm, bilmiyordum.. Aferin, beklediğim cevabı aldım zaten(;
Selamet Rabbim,

dilim yeni dönüyor şükre..

Beni de alır mısın lütfen

cinnetten/cennete!

hazret

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 5074
    İleti
  • Puan: 149
    • E-Posta
Ynt: "SeçilmişKitaplar" - Dünyanın Üç Yüzü
« Yanıtla #9 : 12 Mart 2011, 12:45:33 »
mana abla ALLAH razi olsun iyi hazirlamissin
gerisini bekleriz insALLAH
iyi düzenlemisin gülgüzeli abla ninja
YAVUZ

Seo4Smf Tagleri:
Tıklayın, konuyu kendi sosyal ağlarınızda paylaşın.
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
7 Yanıt
290 Gösterim
Son İleti 23 Temmuz 2009, 15:14:56
Gönderen: ihsas
4 Yanıt
242 Gösterim
Son İleti 23 Şubat 2008, 00:35:34
Gönderen: NiyazdaR
0 Yanıt
109 Gösterim
Son İleti 11 Ocak 2010, 15:22:23
Gönderen: yasemin
12 Yanıt
482 Gösterim
Son İleti 01 Mart 2011, 17:44:43
Gönderen: Mânâ
0 Yanıt
95 Gösterim
Son İleti 12 Eylül 2011, 12:47:27
Gönderen: etka