+ Umutfmforum » Umutfmforum Genel » Gündem Dışı ve Kategorisiz Konular (Moderatör: gül_güzeli)
|- Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...
Cevaplar 3
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 230
Önceki Önceki Konu

Gönderen Konu: Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...  (Okunma sayısı 230 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

yasemin

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 8569
    İleti
  • Puan: 1203
Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...
« : 15 Ağustos 2011, 03:16:07 »
Ömrümüzü ve servetimizi nerede harcadığımız, harcamakta olduğumuz konusunda pek kafa yormayız. Kendimizin değil başkalarının ömrünü ve servetini nasıl harcadığı üzerinden fikrimizi yorarız.

Zenginin malı fakirin sadece çenesini yormaz gönlünü de yorar velhasıl.

İslam âlemi hem bireyler olarak hem de devlet politikası olarak lüks tüketimin, konforun pençesinde debeleniyor.

Lüks tüketim had safhada olduğu için zengin ile yoksul arasındaki mesafe gittikçe büyüyor.

Oysa lüks tüketimden en çok kaçınması gerekenler üst kimliğini Müslüman olarak ifade edenler olmalı.

Çünkü, lüks tüketime göz dikerek ALLAH Teala'nın murat ettiği dünya düzeninin gerçekleşmesine engel oluruz.

Lüks tüketimin sakıncaları nelerdir? İnsanı daha çok kazanmaya, hırsa teşvik eder.

Lüks tüketim gösterişe dayalı bir tüketimdir. Lüks tüketimin peşinden gidenler, konforun peşinden gidenler bu hallerinin başkaları tarafından görülmesini ister. Böylece üstünlük taslayabileceklerdir. Üstünlük taslamak Efendimiz'in bir tarağın dişleri gibi birbirinizin aynısınız sözüne isyandır.

İnsanlar malları mülkleri ile üstünlük kurmamalıdır. Mal bize bir emanettir. Dünyada sahip olduğumuz her şey öbür dünyanın sınavını kazanmaya bir vesiledir. Mal mülk, ata- evlat, sıhhatimiz, vaktimiz hepsi bize emanettir. Bu emaneti asli vatanımızı kazanmak için en doğru şekilde kullanmak zorundayız.

Konfor ve lüks mümini bozar.

Ancak burada dikkat çekmemiz gereken husus şu: İsraf, lüks, konfor konusunda bizi uyaran Efendimiz'in ve Rabbimiz'in ayetlerini kendi kalbimize indirmekten mesulüz.

Bu gün Müslümanlar arasında maalesef nesneleri, konforu kendisi için ihtiyaç başkası için lüks olarak adlandırma hatası var. Hatta kendisi için fetvayı, başkaları için takvayı uygun gören bir anlayış var.

90'lı yıllarda şöyle bir anlayış vardı: Erkek yazarlar panel ve sempozyumlarda günümüzün kadınlarının ne kadar kötü bir durumda, imani olarak ne kadar zayıf olduklarını ispat edici unsur olarak kadınların çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi kullandıklarından (ki o dönem için bulaşık makinesi çok yaygın değildi-bulaşık makinesi istemelerinden) bahsediyorlardı. Bu beyler kendi kullandıkları otomobil ya da bilgisayarı hiç söz konusu etmeden Hz.Fatıma'nın bulaşık makinesi mi vardı çamaşır makinesi mi vardı türünden anakronik bir yaklaşımda bulunuyordu.

Şimdilerde ise durum başörtüsü üzerinden sınıf çatışması örgütlenmesi şeklinde ifade ediliyor.

"Başörtülü cip kullanan kadın."

Seküler zihniyete sahip olan insanlar, vay başörtülüler o kadar kafasız değilmiş cip bile kullanıyor diyerek küçümseme edası eşliğinde bu cümleyi dillendirirken; dindarlar hem başörtülü hem de cipli. Yani takvaya uygun davranmıyor şeklinde yargılamak üzere kullanıyor.

Müslümanlar son yıllarda iş bölümü kısmını maalesef çok yanlış yorumlamaya başladılar. Fetva erkekler için takva bahsi kadınlar için oldu. Giyim kuşamdan başlayan bu "iş bölümü" (Müslüman erkeklerin giyim kuşamı, hal ve hareketleri bahsinde erkek yazarın kaleminden en son okuduğunuz yazının tarihini bir düşünmenizi tavsiye ediyorum)nesneler dünyasına doğru yayıldı.

Dolayısıyla lüks deyince gündelik hayatın hep kadınların kullandığı nesneler üzerinden tanımlamaları yapılır oldu.

Çarşamba günü lüks ve konfor meselesine devam edelim.

Fatma Barbarosoğlu
yasemin(:

asikız

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 2888
    İleti
  • Puan: 408
  • Herşeyi SAN'a yazdım SEN'i de herşeye..(YA HAYY)
Ynt: Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...
« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2011, 15:43:26 »
tamda şikayetcıydımbu halden ..daha gecenlerde bırakın bu sımarıklıgı elımızde var nıye yemeyelım harcamayalım demeyı ...dedıgımde kendılerını haklı cıkarmak ıcın her yolu denemıslerdı bazıları..

oysakı ımam hanefı karnınız doyduktan sonra agzınıza attıgınız fazladan bır kasık yemek sıze haramdır derken ...

fakırı fazla fakır zengını fazla zengın..esırge ya rabb..

saol yasemın..

‘Rabbim!
Ben senin bana indireceğin hayra
öylesine muhtacım ki…’
Kasas / 24

yasemin

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 8569
    İleti
  • Puan: 1203
Ynt: Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...
« Yanıtla #2 : 16 Ağustos 2011, 16:00:23 »
tamda şikayetcıydımbu halden ..daha gecenlerde bırakın bu sımarıklıgı elımızde var nıye yemeyelım harcamayalım demeyı ...dedıgımde kendılerını haklı cıkarmak ıcın her yolu denemıslerdı bazıları..

oysakı ımam hanefı karnınız doyduktan sonra agzınıza attıgınız fazladan bır kasık yemek sıze haramdır derken ...

fakırı fazla fakır zengını fazla zengın..esırge ya rabb..

saol yasemın..

EyvALLAH..
Evet arkadaşımla geçen bu minval üzerine konuşuyorduk..
Bizler ahireti öncelemiyorduk öteliyorduk diye..
ALLAHın helal kıldığı nimetleri tabiki haram kılamayız..
Ama bu nimetleri kullanırken ahireti önceliyerek düşünerek hareket etmeliyiz diye bir sohbetti.. :)
Yarında yazı devam edecek bakalım.
yasemin(:

yasemin

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 8569
    İleti
  • Puan: 1203
Ynt: Lüksün pençesinde kıvranan müminler olarak...
« Yanıtla #3 : 17 Ağustos 2011, 03:11:05 »
Zenginleri her an, fakirleri bir an düşünmek...

Her Ramazan ayında infak ile başlayıp lüks üzerinden devam eden tartışmaların/gündemlerin içinde oluyoruz.

Yardım, dayanışma, güçlülerin güçsüzlerden mesul olma bilincini geliştirmesi için bize yol gösteren bir hadis-i şerif üzerinden gitmek istiyorum.

Muaz b.Cebel'i(r.a), Rasullulah (SAV) Yemen'e (Vali olarak) gönderirken şöyle buyurmuştur: "Konfora dalmaktan sakın. Zira ALLAH'ın (has) kulları lükse göz dikmezler."

Lüks nedir?

Lüks konusunda yaşadığımız zamanın etkisinden dolayı kafalarımız bir hayli karışık. Çünkü tüketim kültürü, her türlü yeni nesneyi ihtiyaç sıfatının boyasıyla boyayarak bize takdim ediyor. Ve reklamların çarpıcı dili yüzünden insanlar her şeyi ihtiyaç olarak algılıyor. Evler nesnelerle dolup taşarken, çöplükler kullanılabilir ürünlerle dolu iken bizim ihtiyaçlarımız hiç bitmiyor. Yoksul değiliz ama hepimiz yoksunuz.

Bir şeyin ihtiyaç mı yoksa lüks mü olduğunu nasıl anlayacağız?

Bir nesne ile kurduğumuz ilişki o nesneye sahip olma biçimimiz o nesnenin ihtiyaç mı lüks mü olduğu konusunda zengin ipuçları verir. Lüks doğrudan gösteriş kültürü ile alakalıdır.

Bir şeyi göstermek istemek ne demektir?

İhtiyaç ile lüks arasındaki farkı anlatması bakımından cep telefonu iyi bir örnek olma özelliği taşıyor. Cep telefonu ilk çıktığı zamanlarda aletin kendisi lüks ürünler kategorisinde idi. Yanlış hatırlamıyorsam bin dolar civarında belki de daha yüksek bir fiyat ile satılıyordu. Ve cep telefonu sahibi olmak başlı başına sınıfsal bir konumu ifade ediyordu.

Bugün cep telefonu ihtiyaç durumunda. Köyden kente, fakirinden zenginine herkes cep telefonuna sahip neredeyse. Sınıfsal durumu cep telefonu sahibi olmak belirlemiyor artık. Ya ne belirliyor? Cep telefonunun modeli belirliyor. Herkesin ulaşamayacağı kadar yüksek bir ücret ile her sene yeni bir model piyasaya sürülerek sınıfsal konumunu yenileme imkanı sunuluyor insanlara.

Piyasaya yeni sürülen cep telefonunun özellikleri bazıları için derhal ihtiyaç haline gelebilir. O ihtiyacı karşılamak için yeni model telefon alması onun lüks müptelası olduğu anlamına gelmez. Lüks müptelası olanlar nesneleri kullanmak üzere değil, sahip olmak üzere alırlar. Nesneye sahip olurken, yüksek bir toplumsal konuma geçtiğini düşünür ve bu düşüncesini herkese sirayet ettirebilmek için nesnesi üzerinden gösteriş yapar.

Gösteriş yapmasının sakıncası nedir? İki boyutlu bir sakıncası var. Birincisi, benliklerini gösteriş tüketimi içinde idrak edenler İslam'ın asli unsurunu reddetmiş olurlar. Bu dünya gelip geçicidir. Esas vatan ahiret hayatıdır. Dolayısıyla biz bu dünyada bütün yatırım ve emeklerimizi ruhun kanatlanması için harcamak durumundayız.

Gösteriş tüketimi ve konfor içinde ruh kilitli kalır. Beden ile ruh birleşik kaplar gibidir. Birinin zevk aldığı şey öteki için yorgunluktur. Birisi artarken öteki azalır.

Lüks ve konfor düşkünlüğünün ikinci sakıncası şudur: Lüks ve konfora kapılmış kişiler toplumun zayıf kesimlerini görmezler, algılamazlar. Lüks ve konfor algıyı bozar, bakışı zayıflatır basireti öldürür.

Başka bir hadisi şerifte Efendimiz "Zayıfların hakkı kuvvetlilerden alınmadığı sürece bir millet temizlenemez" buyuruyor.

Lüks peşinde koşanlar zayıfları değil önünde gitmekte olan güçlüleri görür. Kendisini onlarla mukayese eder. Hâlbuki bir başka hadisi şerif bize: "Kendinizden yukarıda olanlara bakmayın. Sizden aşağıda olanlara bakın. ALLAH'ın nimetleri için şükredebilmeniz için bu daha doğru bir yoldur" diye mihmandarlık eder hakikat yolunda.

Günümüzde insanlar daha aşağıda olanlara bakamıyor. Çünkü medya üzerinden daima bizden uzakta ve yukarda olanların hayatına odaklanıyoruz.

Diyeceksiniz ki Somali'deki çocukları düşünüyoruz. Düşünmekle kalmadık onlar için mesaj bile gönderdik.

Söylemek istediğim tam da bu. Zenginleri, bizden yukarıda olanları her an, fakirleri bir an düşünüyoruz.

Bir de post modern kültürün etkisini ilave edelim bu duruma. Post modern kültürün hayat algısı "yaşam kalitesi" kavramında kendisini aşikar kılar. Nedir yaşam kalitesi. Barınma, yeme, sağlık, aile kurma, çoluk çocuk sahibi olma bütün bunlar her zaman insanların meselesi idi. Ve bunları en genel şekliyle hayatta kalma kavramı üzerinden değerlendirmek mümkün idi. Günümüzün kavramı yaşam kalitesi. Ne demek yaşam kalitesi. Şu demek diyemiyoruz. Çünkü müphem bir şey. Çünkü postmodern zamanın dokusu müphemlik üzerine kurulu.

Tüketim kültürü varlığını müphemliğe borçlu. Herşey bu kadar müphemleşince insanlar mutlu olmak istiyor. Mutluluk bugüne bu ana dair bir şey değil oysa. Ya dünde kalan ya henüz gelmemiş olan bir şey mutluluk.


Fatma Barbarosoğlu
yasemin(:

Seo4Smf Tagleri:
Tıklayın, konuyu kendi sosyal ağlarınızda paylaşın.
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
105 Gösterim
Son İleti 30 Mart 2007, 16:31:50
Gönderen: EBRU
0 Yanıt
182 Gösterim
Son İleti 19 Ağustos 2008, 09:32:37
Gönderen: dilan
2 Yanıt
110 Gösterim
Son İleti 12 Eylül 2008, 13:10:54
Gönderen: çiğdem k.
4 Yanıt
124 Gösterim
Son İleti 11 Ekim 2009, 14:09:50
Gönderen: ey yar
0 Yanıt
182 Gösterim
Son İleti 03 Kasım 2009, 00:07:51
Gönderen: etka