Hayat , “H” Harfi Üzerine Kuruludur…*
Hayy’dır ALLAH… Hayy ismiyle hayat bahşedendir… Hayat, Hayy’dan gelir…
Ezeli ve ebedi hayatın sahibi olan ALLAH, balçıktan yarattığı insana, kendinden üflediği ruh ile kıymet atfetti… Onu yeryüzündeki halifesi kılmaktı muradı… Ve ruh ona emanetti… Dağa, taşa, göğe teklif edildiğinde kabul edilemeyecek kadar ağır emaneti, cehaletiyle ve cesaretiyle teslim alan bu varlık ya beşer kalacak, ya insan olacaktı… Manasını ya bulacak, ya yitirecekti… Hayat hikâyesi böyle başlasa da insanın, arzın üzerindeki insan sayısınca farklı bitecekti…
Hayat…Ki ne başlarken hükmün geçer,ne biterken… İnsan yalnız bu başlangıç ve bitişlerin arasındaki mühlete ,rabbinin külli iradesinden bir cüzünü teslim ettiği cüz-i iradesiyle hükmedebilir ancak… O da yine rabbinin çizdiği daire içerisinde… Her şey yine O’nun dilemesiyle…
Hayat nedir peki?... Dünyaya gelmiş, gelen ve gelecek olan insan kadar cevabı vardır bu sorunun… Öyleyse hayatın bendeki karşılığını söyleyeyim size… Âcizane birkaç cümleyle…
Hayat, ilk ahdine vefa göstermektir…Elest bezminde birliğini ikrar, rabliğini tasdik ettiğimiz Halık’a sadık kalabilmektir…Sadık kalamadığın her defasında hüzne gark olmaktır…Her nisyanında hüsrana düşmektir …Huzuru bulmak için,her an huzurda olduğunu bilmektir hayat…
Hayat asıl yurdunda olmadığını bilmenin elemiyle yaşamaktır… Dünya gurbetini sıla sanıp bağlanmamaktır… Menzili asli yurduna çevrili bir yolcu gibi olmaktır… Sürgün yeridir dünya… Bu sebepten hiçbir yere sığamamak, taşmaktır hayat…
Hayat, kalbin ritimlerine benzer… Kalp canlılığın devamıyla vazifelidir… Bunu ifa ederken bir kasılır, bir gevşer; bir toplar, bir dağıtır… Sürekli değişir, bir anı bir anına uymaz… Biz de kalbimiz gibi kâh dağılır, darmadağın olur; kâh toplanır, toparlanırız… Kimi zaman kaybeder, kimi zaman buluruz... Kimi zaman düşer, kimi zaman kalkarız… Kimi zaman doğar, kimi zaman batarız... Zıt kutuplar arasında gidip gelmelerden ibarettir hayat… Tekdüzelikten bigânedir… İki zıt dünya arasındaki muvazeneyi kurmaktır hayat… Üstün nizamı bulmaktır…
Hayat mutlu olduğunda acıyı unutmamak, kedere düştüğünde sevinci hatırlamaktır... İki ayrı lezzeti aynı anda tadabilmektir hayat… Bir tadı damağında saklarken, diğerini dimağında saklamaktır…
Hayat mevsimler gibidir…Kışdan sonra bahar,yazdan sonra güz gelir…Günler her mevsim ayrı renge boyanır…Sarı kızıla döner, beyaz yeşile…Güz gelir de yapraklar tutundukları dalları bir bir terk ederken, ağaçlar metruk bir eve benzer…Ev belki de hiç dönmeyecek sakinlerini beklerken, Hayy ismiyle tüm kâinat yeniden dirilir…Ağaçlar yeniden yeşile durur,hayat bulur…Her nimetin bir sonu ,her çilenin de bir mükâfatı olduğunu mevsimlerden öğrenebilmektir hayat…
Hayat su gibidir… Bir damla sudan yaratılan insan anne rahminde, kendisini kuşatan-koruyan su dolu bir kesecikte, dünyanın meşakkatine dayanacak kıvama gelene dek büyümekle meşguldür ilkin… Suda başlar hayat, bir damla suyla… Vakti geldiğinde bu damla deryaya karışır… Deryada bir damla ne demeyin, derya damlayla başlar… Ya ahengi yakalar derya içinde, ya dibe batar insan… Yolculuğun sonunda yine suyla uğurlanır insan… Suyun paklayabildiği bir yana, kalbini akladıysa toprak müşfik bir ana kucağı gibidir artık ona…
Hayat, kısadır… Göz açıp kapayacak kadar kısa… Gözünü her kapatışında ölmeyi, her açışında dirilmeyi bilmektir hayat… Ve tam zıddı gibi görünse de ölüm, hayatın tam karşılığıdır aslında... Ve aslolan hayat ki ölümle başlar… Ölüm de hayat kadar güzeldir bu yüzden… Ve resulün emrine boyun eğip, ölmeden önce ölebilmektir hayat…
Hayat dayanabileceğin kadar acı, yüklenebildiğin kadar meşakkat, düşünebildiğin kadar fikir, taşıyabildiğin kadar edep, edebildiğin kadar sabır, düşleyebildiğin kadar umut, paylaşabildiğin kadar sevgi, direnebildiğin kadar mücadeledir… Ve aslında kelimelere sığmayacağını bilsek de söyleyebileceğin kadar cümledir hayat…
Ve son sözüm… Hem aslında önsözüm… Ve illa ki özsözüm… Hayat “h” harfi üzerine kuruludur… ALLAH lafzının sonundaki “h” harfi üzerine... Ki bu “h” harfinde ALLAH isminin hakikati gizlidir… Yarattığı sayısız varlığın nefeslerince sürüp giden ve alınan-verilen her nefeste O’nun ismine işaret eden “h” harfidir… Ki onsuz hiçbir şey hayat bulamaz... İnsan bilse de bilmese de her nefeste O’nu zikredicidir… Bilirse nefesi muteberdir, gafilse nefesi aleladedir… Hayatın gayesi ALLAH’a varmaksa, bu varış yolunda işin aslı nefes üzerindedir, gafletten azade nefeslerdedir…
”Her nefesi huzura hasretmektir hayat…”
*”Huş Der Dem” … Tasavvufta yer alan on bir esastan biridir… Başlık işte bu esastan;
son paragraf ise, “Tasavvuf Bahçeleri –NFK” kitabından mülhemdir…
elif.bese