Nostalji yapma adına ajandama bakıyorum..Kişisel yazılarımla okumuş olduğum kitap özeti ve bir sürü yazı not etmişim..Herbirine tarih eklemişim..Ozamanlar ne kadar güçsüz olduğumu fark ediyorum..
Acılarımı hüznümü bırakarak..
Gidiyorum..
Artık hiçbirşeyin anlamı yok,
Arkama bakmadan dönüp bakmadan..
Gidiyorum..
Nereye gideceğimi bilmeden!!
Gidiyorum..
(tarih 21 eylül 2002)
Yenildim anne hayata..
Fark etmiyor her doğan güneş,
Yeni gün yeni umut…
Yaşamdan korkmuyorum umutta etmiyorum!..
Artık öylesine…..
Yoruldum kırgınım yorgunum!!..
(tarih 3 kasım 2002)
Şuan da saçma bulmuyorum, Ozaman ki yazılarımı..
Ama şimdi düşüncemde, inancımda, ruhumda böyle bir arabeksliğe yer yok,
Çünkü acıyı mutluluğu mutlaklaştırmamayı öğrendim..
Çünkü kainat her an değişim üzeredir..Her karanlığın aydınlığa her ağlamanın gülmeye gebe olduğunu öğrendim..
Zaten hayat sıkıntı ile iç içe değil midir?..
Yanlız olsanızda olmazsanızda..İnsan imtihan üzeredir..
‘’İnandığı gibi yaşmayanlar yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar..(hz.Ali)
Biz yaşadığımız gibi inanmıyoruz..İnandığımız gibi yaşamaya gayret ediyoruz inşaALLAH..
Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, 'güzel' diyecek
Güzelleşirdim ben!
(arif nihat asyalı)
Güzel diyecek çıkmasada güzelleştirdim ben beni..
Herkesin acısı sevinci mutlulukları olmuştur..Şunu unutmayın ki;
Zaman eczanesinde satılmayan ilaçtır.
Bekleyin huzur kendi içinizdeki bendedir..(Ahmet telli)
Evet bende ki huzru keşfetmişseniz gerisi teferruat..
Gelip geçicidir..Acı, tatlı, hüzün, üzüntü, ve mutluluk..
Bakı olan ise içinizdeki huzuru yakalıyabilmeniz..Tabi birden oluşmuyor..
Bazı evrelerden geçmek gerek!..
Hani derler ya; pişmek demlenmek gerek..
Nekadar piştik demlendik o tartışılır tabi..
Ama bildiğim bir şey var ki; sadra şifa olan tek şey..
Zaman ve vahiy..Ben bunu şimdi daha iyi kavrayabiliyorum..
Eşyayı olduğu gibi görmek, ruha nefes alabileceği bir ortam hazırlanmakta mümkündür. Hırs ve telaş arasında sıkışmış bir insan elbette göremiyecek yanıbaşındaki insanı.Onun, vurgun yiyen dalgıçlar gibi özel bir basınç odasında kendisine gelebileceğini ümit edebiliriz.Ancak o zaman çevresindekilerin farkına varabileceği varsayabiliriz.
Peki nedir basınç odası o halde?.Bu vurgun yemiş ruhlar nasıl sakinleştirebilir ve havai fişeğin lezzetinden, semavi bir lezzette nasıl taşıyabiliriz?.
Sevgili dost,
''Kalpler ancak ALLAH'ı anarak huzur bulur'' bir az daha dikkatli okuyacak olsak, basınç odasıın yerini göreceğiz. evet bu ayet, adına''stres'' denen çağdaş basınç düşürecek ilahi bir odaya, kur'ana çağırıyor bizi.
(Ali Ural)
Evet kalp, düşünce, ruh, hayat ALLAH,ı anmakla teskin oluyor huzura kavuşuyor..
2002 yılında o ruh hali 2012 yılında ise bu ruh halinde yarın ne halde olurum bilmem..
Rabbim! Dininde beni bizleri sabit kılsın inşaALLAH..
''ALLAH,a inan adam olmak kolay ve fakat ALLAH,ın inanacağı adam olmak zor!''..
(Dücane Cündioğlu)