Rivayetlere göre;
Veysel Karânî Hazretleri, develerini otlattığı bir gün etrafına mis kokular saçan beyaz çiçekli bir bitkiyle karşılaşır. Bir müddet sonra beyaz çiçekler, oval şeklinde çekirdeği olan bir meyveye dönüşür. Yeşil yaprakların arasında siyah bir inci gibi görünen taneler, tadına bakmak istediğinde Veysel Karani’ye çok acı gelir fakat o gönülden bir teslimiyetle “ALLAH her bir nimeti bir fayda için yaratmıştır” der ve dalından koparıp kor ateşin üzerine bırakır. Ateşte kavrulunca acılığı giden taneler, etrafına mis gibi bir koku saçar. İnsanı mest eden bu güzel kokulu meyvenin tadına tekrar bakmak isteyen Veysel Karânî, doyumsuz lezzetinin yanı sıra aklına berraklık verdiğini de hisseder. Çiğnerken büyük keyif duyduğu bu bitki için “Mademki yiyeni keyiflendiriyor o zaman bunun adı 'keyfe' olmalıdır” der. Veysel Karânî'ye istinat edilen bu efsaneden sonra “keyfe” sözcüğünün zamanla yerini kahveye bıraktığı söylenir.