๑۩۞۩๑ HZ.MUHAMMED (s.a.v) ๑۩۞۩๑ > Peygamberimiz (s.a.v) Kızları

Hz. Fatime-i Masume (a.s)’ın Hayatı

<< < (2/10) > >>

selmani_can:
[1]- Vesilet-ul Masumiyye s.65

[2]- Şeyh Abbas Kummi, Muntehel amal s.161

[3]- Sakkazade Tebrizi, "Deryay-i Suhen".

[4]- Vesilet-ul Masumiyye, 66

[5]- Sefinet-ül Bihar, c.2, s.376

[6]- Tercüme-i Tarihi Kum, s.214

[7]- Sefinet-ül Bihar, c.2, s.436

[8]- Uyun-ü Ahbar'ir Rıza, c.2, s.267

[9]- Sefinet-ül Bihar, c.2, s.376

[10]- Sefinet-ül Bihar, c.2, s.376

[11]- El Gadir c.1, s. 197

[12]- Tarih-i Kum s. 77.

[13]- Rahnimay-i Kum, s.32,40. Kum ra beşinasit, s.50.

[14]- "Rahmümayi Kum" kitabı ve diğer güvenilir kaynaklara bakınız.

[15]- Sevgi üzere ölmekten maksat, hayatını onların sevgisi üzere tanzim edip, hayatının sonuna kadar bunu sürdürmektir.

[16]- Tefsir-ül Keşşaf, c.4, s.220

[17]- Abdülmelik b. Mervan, zalim Emevi halifelerinin beşincisidir. Hicri 65 den 86 ya kadar hilafeti sürmüştür.

[18]- Eş’ar oğulları aslen Yemenlidirler; bu kabileden Medine’ye gelip Müslüman olan ilk şahıs Malik b. Amir el Eş’ari olmuştur. Onun oğullarından biri Saip ve bir diğeri ise Abdullah idi; Saip, Muhtarın özel yaranındandı ve onunla birlikte de öldürülmüştür. Abdullah’ın, Saad adında bir oğlu var idi. Saad’ın, İmam Sadık aleyhisselam’ın talebelerinden sayılan on iki oğlu olmuştur. Kum’a ilk gelen Eş’ariler, bu on iki kardeşten beşidir. Bu soydan, Ehl-i Beyt İmamlarının ashabından sayılan veya onlardan hadis nakleden yüzü aşkın büyük şahsiyet ve ravi tarih kitaplarında kaydedilmiştir.

[19]- Mu’cem’ul Buldan, Kum kelimesi

[20]- Harun- Reşid, Abbasi halifelerinin beşincisidir. Hicri 170. yılından, 193. yılına kadar hilafeti sürmüştür.

[21]- Kumra Beşnasit, s. 38,39.

[22]- Bihar-ul Envar c. 60, s. 228.

[23]- Sefinet-ül Bihar, c. 2

[24]- Bihar-ül Envar, c. 60, s. 217

[25]- Tarih-i Cedid-i Kum, s. 147.

selmani_can:

         Hz. Masume'nin kabrinin çevresindeki çinilerin üzerine yukarıdan aşağıya kadar, Kufi hattıyla Yasin, Tebareke, Gaşiye ve Kadir sureleri yazılmıştır. Mezarın mihrab şeklinde olan üst kısmının etrafında Ayet'el Kürsi yazılı olup, ortasında ise şu söz yer almıştır:

               "Musa b. Cafer'in kızı Fatime, 201. yılında vefat etmiştir. Mübarek zarihini ise, Muzaffer b. Ahmed b. İsmail yaptırmıştır. Bu yazıyı Muhammed b. Tahir 2 Recep H. 652. yılında yazmıştır."[14]

        Küçük avluya açılan altın eyvanın duvarındaki çivit renkli çininin üzerine, Ehl-i sünnet alimleri tarikiyle nakl olunan bir hadis süls hattıyla yazılıdır. Bu hadisi burada nakletmekte yarar görüyoruz:



        Ehl-i Sünnetin alimlerinden olan Zemahşeri "Keşşaf" tefsirinde ve "Sa'lebi"' "Keşf'ül Beyan" tefsirinde, Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyorlar:


"Bilin ki, kim Âl-i Muhammed’in (Ehl-i Beyt)'in sevgisi üzere ölürse, şehit olarak ölmüştür.[15] Bilin ki, kim Âl-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse, günahları bağışlanmış olarak ölmüştür.


Bilin ki, kim Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, kamil imana sahip bir mümin olarak ölmüştür.


Bilin ki, kim Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, ölüm meleği ve daha sonra da Nekir ve Münkir onu cennetle müjdelerler.


Bilin ki, kim Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, süratle cennete gider.


Bilin ki, kim Muhammed ve Âl-i Muhammed’in sevgisi üzere ölürse, ALLAH-u Teala onun kabrinden cennete iki kapı açar.


Bilin ki, kim Muhammed ve Âl-i Muhammed'in buğzu üzere ölürse, kıyamet günü iki gözünün arasına "ALLAH'ın rahmetinden ümitsizdir" yazılmış olduğu halde gelir.


Bilin ki, kim Âl-i Muhammed’in buğzu üzere ölürse, kafir olarak ölmüş olur.


Bilin ki, kim Âl-i Muhammed’in buğzu üzere ölürse, cennet kokusunu alamaz." Şüphesiz Resulullah (s.a.a) doğru buyurmuştur. [16]

etka:
Selman-i Can kardeşim, Hz Fatıma annemizin (r.anha) hayatını kendi güvendiğiniz kaynaklardan yararlanarak güzel yazmışsınız. Eğer amacınız annemizin hayatını forum üyelerinin bilgisine sunup istifade etmelerini temin etmek ise, bu bir gayrettir ve ecrini alırsınız inşaALLAH.

Ancak amacınız; kendi mezhebinizin propagandasını yapmaksa hiç uğraşmayın güzel kardeşim. Sizler hangi yöntemleri kullanırsanız kullanın, iddialarınızı neye dayandırırsanız dayandırın; Fırka-i Naciyye'nin tek temsilcisi olduğuna ALLAH'ın var ve bir olduğu kadar katiyetle inandığımız Ehl-i Sünnet Ve-l Cemaat'ten bizleri soğutmanız ve sizin itikadınıza çekmeniz veya kafalarımızda soru işareti uyandırmanız inanın kelimenin tam anlamıyla imkansızdır.

Siz her ne kadar, edebiyat, belagat ve hitabet sanatlarınızı kullanarak; amacınızın bu olmadığını, tek maksadınızın ilmi kaynakları ortaya koyarak en doğru bilgiye ve itikada ulaşmak olduğunu (mesajımızı okur okumaz) yazacak olsanızda, yada (bu alışılagelmiş tekniğinizi ortaya koyduğumuzdan) başka bir savunma ile karşılık verecek olsanız da emin olun ki çaba ve gayretleriniz beyhudedir. Kaynaklarınız ve mezhebi görüşleriniz içinizde kalsın. Hiç gerek yok.

Şu ana kadar sizler anlayamamış veya biz anlatamamışsak eğer şimde çok net ifade ediyorum ki; tek kurtuluş fırkası olan Ehl-i Sünnet'in sevdalıları, Ehl-i Beyt'i sizin hayallerinizin bile erişemeyeceği kadar çok sevmektedir ve aşığıdır. Bu sevgi öyle bir sevgidir ki, ifrata ve tefrite (aşırılıklara) gitmeden itidal ile ölçü ile vicdan ile sınırları çizilmiş bir sevgidir. Zira sınırsız sevgi ancak ALLAH-u Zül Celal-i Vel Kemal Hazretlerinin sevgisidir muhabbetidir.
Şia alimlerinin ve şairlerinin asırlardır yazılmış olan eserlerini inceledik ve gördük ki; Aleyhissalatü Vesselam Efendimize yazılan naatlar ile Hz Ali, Hz Hüseyin ve Hz Hasan (rae) Efendilerimiz'e yazılan naatları medhiyeleri karşılaştırdığımızda arada uçurumlar var. "Bu nasıl bir Ehl-i Beyt sevgisidir ki Efendimizin (sav) aşkını, sevdasını gölgede bırakmış" demekten kendimizi alamadık. İşte bu küçücük örnek bile şia'nın aşırılığının su götürmez gerçeklikte bir numunesidir.

Ehl-i Sünnet itikadını incelediğimizde ise gördüğümüz şey; en doğru, en vicdanlı, en ölçülü, en itidalli ve insanlığı kurtuluşa götürecek tek mükemmel yol olduğudur.

İmam-ı Gazali Hazretleri (ks) der ki; "gözünü kapatan sadece kendisini kör eder, halbuki gözünü bir açsa yeryüzünde ne güzellikler var, hepsini müşahade edecek".

Biz Şia'nın görüşlerini kendi kaynaklarından ana hatlarıyla gördük ve anladık, Ehl-i Sünnet'i eleştirme ve reddetme sebeplerini de yine kendi kaynaklarından vicdani muhasebemizi yaparak ince bir tetkikten geçirdik. Ancak inanın bize hiç mi hiç akılcı gelmedi. Ne aklen ne de naklen bizim açımızdan hiç bir geçerliliği yoktur.

Asırlardır İran topraklarından dışarıya çıkamamış, çıkması da mümkün olmayan bu görüşün diğer dünya müslümanlarınca kabul görmesi ve kalblerinde neşv-ü nema bulması mümkün değildir.

O yüzden sizden ricamız; bu çabaların milyonda bir kişiyi bile zerre kadar etkileyemeyeceğini kesin olarak anlamanız ve bundan sonra ortak noktalarımızda forumumuza katkıda bulunmanızdır. 

Ben adım gibi inanıyorum ki; siz (Şia'yı benimsemiş bir müslüman da olsanız) şahsi tek amacınız ALLAH rızası. Üslubumda bir sertlik olmuş ise hakkınızı helal edin. ALLAH'a emanet olun.

selmani_can:


      Değerli Etka kardeşim,

      ALLAH'ın selamı, rahmeti ve hidayeti üzerinize olsun.

       Değerli kardeşim elbetteki hakk rızasını gözeterek yapmış olduğunuz uyarıları dikkate alacağım...Ama üzülerek belirteyim ki, öyle anlaşılmaz ve peşin hükümlü şeyler yazmışsınız ki, sanki amacınız bağcıyı dövmek üzüm yemek değil. Öyle olmadığına inanmak istiyorum..Bu girişten sonra tüm samimiyetimle size bazı düşünclerimi aktarmak istiyorum.

1-
--- Alıntı ---Selman-i Can kardeşim, Hz Fatıma annemizin (r.anha) hayatını kendi güvendiğiniz kaynaklardan yararlanarak güzel yazmışsınız. Eğer amacınız annemizin hayatını forum üyelerinin bilgisine sunup istifade etmelerini temin etmek ise, bu bir gayrettir ve ecrini alırsınız inşaALLAH.
--- Alıntı sonu ---

       Değerli kardeşim benim tüm çabam rabbimin rızasıdır. Eğer bu amaçtan bir adım saparsam ALLAH bana iki cihandada mutluluk göstermesin. Benim mezheb, meşrep diye bir kaygım yok. Buyrun Ehl-i sünnet mezhebi sizin , şia mezhebi şiilerin, alevi mezhebide rafizilerin olsun. Yalnııııııız lütfen Efendiler Efendisi'nin (saa) bize emanet olarak bıraktığı ve kıyamet kopuncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacaklarını buyurduğu, Muhammed ümmetinin kurtuluş gemisi olan KUR'AN VE AL-İ MUHAMMED sevgime ve onların gözüne girmeye dönük çabama laf söylemeyin ve lekelemeye kalkmayın. Siz mezhebinizle övünebilirsiniz elbette haklısınız ama benim ne sizin mezhebinizde nede taraftarlarında gözüm var, kitaptan sizin payınıza düşenle oyalanın durun bakalım. Gözlerinizi hakikate gömün ve bağırın tüm dünyaya "dünyaya dönmüyor, kim aksini söylerse tez kafası vurulaaaa!!!!" Ama aziz kardeşim dünya dönüyor, siz ne kadar elinizdeki oyuncaklarla avunsanızda artık internet aleminde hiçbir hakikat gizli kalmaz.
         
2- Yine değerli kardeşim buyurmuşunuz ki,



--- Alıntı ---Şu ana kadar sizler anlayamamış veya biz anlatamamışsak eğer şimde çok net ifade ediyorum ki; tek kurtuluş fırkası olan Ehl-i Sünnet'in sevdalıları, Ehl-i Beyt'i sizin hayallerinizin bile erişemeyeceği kadar çok sevmektedir ve aşığıdır.
--- Alıntı sonu ---

    Eeeee kardeşim daha ne o zaman...Sizi rahatsız eden ne? niçin herhangi başlık altında niyet ve mezhep sorgulaması yapmıyorsunuzda AL-İ MUHAMMED'İN mazlumelerinden, Resulullah'ın 7. göbek torunu olan bir hanımefendiyi anarken sevgimi paylaşmak yerine bu şekilde bir çıkış yapmak ihtiyacı hissediyorsunuz.

    Siz Muaviye'yi başlık yaparken ben sizi ehl-i beyt düşmanı, imam hasan'ın katili, şarap içen, saltanat fitnesini islama sokan, SAHABE DÜŞMANI VE SAHABEYE LANET OKUYAN  mısınız diye soruyormuyum. varın hesabınızı MUHAMMED VE AL-İ MUHAMMED'e siz verin. o mübareklerin karşısına çıkınca    
       "MUHAMMED SOYUNA 'na  alçakça saldırıları yapan bir melunu nasıl olduda ümmete sahabe diye tanıttın ey etka, şimdi benim evlatlarımın katilini övüp birde benden şefaatmi istiyorsun"

     diye sorulunca siz hesap vereceksiniz ben değil. sizde şahitsiniz ki, ben sadece MUHAMMED VE AL-İ MUHAMMED'i ve onlara sadık olan sahabeleri tanıtıyorum. başkasınında kimi tanıttığı ve kimin yolunda gittiği beni ilgilendirmez.(ama üzer ve kalbimi yaralar)

        Gelin müslümanların ortak değerleri olan kur'an-sünnet-ehl-i beyt noktalarında buluşalım...sizde emeklerinizi bu ortak değerlerin tanıtımı için verin..sizde diyorsunuz ve alevi-şialarda diyorki, "biz ehl-i beyti seviyoruz." tamam işte alın size ortak nokta. tüm gayretinizi bu ortak noktada sarf edin ve göreceksiniz ki bundan hem müslümanlar hemde ALLAH razı gelecek. Ama muaviye gibi ehl-i sünnetin bile üzerinde ihtilaf ettiği şahısları, 23 yıllık risaletin 21 yılını islama karşı savaşarak( hemde şirkin başı olarak)  geçirmiş ve efendimiz hayatta iken iman etmemiş sadece korkudan müslüman olmuş ve kalbi parayla islama ısındırılan birisi olan kişileri ne olur MUHAMMED (SAA) hatırına sahabe diye pişirip pişirip muminlerin önüne getirmeyin. ALLAH'a bunun hesabını veremezsiniz.

    3-  Ve yine buyurmuşsunuz ki,



--- Alıntı ---Şia alimlerinin ve şairlerinin asırlardır yazılmış olan eserlerini inceledik ve gördük ki; Aleyhissalatü Vesselam Efendimize yazılan naatlar ile Hz Ali, Hz Hüseyin ve Hz Hasan (rae) Efendilerimiz'e yazılan naatları medhiyeleri karşılaştırdığımızda arada uçurumlar var. "Bu nasıl bir Ehl-i Beyt sevgisidir ki Efendimizin (sav) aşkını, sevdasını gölgede bırakmış" demekten kendimizi alamadık. İşte bu küçücük örnek bile şia'nın aşırılığının su götürmez gerçeklikte bir numunesidir.
--- Alıntı sonu ---


        Değerli kardeşim olayı kendiniz açısından düşünün, bir insan var ki, sizi çok seviyor ama siz yokken çocuklarınızı itip kakıyor, zehirlemeye çalışıyor vede eline geçen ilk fırsatta bıçakla kıtır kıtır doğruyor ve sonrada karşınıza geçip " ben seni çok seviyoruuuuuum etka" diyor.. siz buna inanırmısınız. Aklı başında olan herkes bu tarz bir sevginin aldatmaca olduğunu fark eder.

       Ve birde şöyle düşünün, birileride varki, hem sizi seviyor hemde siz yokken çocuklarınızı koruyup kolluyor ve çocuklarınızın başına bir şey gelince bunu kandi çocuklarının başına gelmesinden daha sert tepki veriyor, böyle insanlarında gerçek dost olduğunu her akıl sahibi kavrar. Benim bir komşum var , bence haksız sebeblerden dolayı benle selamı kesti ama ne zaman benim çocuğumu görse onun halini hatırını sorar ve şeker-çikolata cebinde ne varsa verir. onun bana karşı haksız olmasına rağmen çocuğuma gösterdiği şefkat ve sevgiden dolayı kızamıyorum ve için içinde sevgi duyuyorum. olay bundan ibarettir. Hz hamza'nın katili ve islamın azılı düşmanı Ebu süfyan- hind ikilisinin oğlu ve yezit gibi bir alçağın babası olan muaviye'ye sevgi besleyen hiçbir kimsenin AL-İ MUHAMMED sevgisinden bahsetmeye hakkı yoktur, yada en azından ehl-i beyt dostlarına laf söylemeye hakkı yoktur.

selmani_can:


        Etka kardeşim keşke aktarmış olduğunuz şu cümleden başkalarına tavsiye ettiğiniz kadar sizde nasiblenseydiniz.  



--- Alıntı ---İmam-ı Gazali Hazretleri (ks) der ki; "gözünü kapatan sadece kendisini kör eder, halbuki gözünü bir açsa yeryüzünde ne güzellikler var, hepsini müşahade edecek".
--- Alıntı sonu ---



      Elinize aldığınız mezhepçilik taassubu kılıcıyla bir gün Fethullah gülen hocaefendiyi, birgün Şeyhulislam İbn-i teymiyye'yi, birgünde ..... yaralıyorsunuz ve ne idiğü belirsiz mezhebi ölçülerinizle tekfir ediyorsunuz.

       lütfen aziz dostum imam gazali'yi bir kez daha okuyunuz.

    Not: konuyla alakalı değil ama ben 35 yaşındayım ve ömrümün 25 yılını araştırmaya verdim, ilkokul 2. sınıfta iken Mahmut Sami Ramazanoğlu  hazretlerinin MUSAHABE-6 adlı eserini okuyarak araştırmaya başladım, imam-hatip mezunuyum, ilkokul ve ortaokul yıllarım milli gençlik vakfı ve (niğdeliler tanır) şeyh Ahmet Ege'nin nakşibendi sohbet halkalarında geçti. Kuddusi dergahında yıllarım geçti, dolayısyla Ehl-i sünneti'de siyasetide, tasavvufuda sizin kadar olmasada iyi tanırım, o yüzden kimseden ehl-i sünnet dersi alacak vaktim yok. Ancak hakk rızası için tavsiyeleri olan herkesi dinlemeye hazırım.

   selam ve dua ile.....


Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git