+ Umutfmforum » Umutfmforum Genel » Umutfm Forum GAZETE » Gazete - Kutlu Doğum Özel Sayı
|- "Efendimiz(s.a.v)'e Özel" - İlk Vahy ve Risaletin Başlangıcı
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı "Efendimiz(s.a.v)'e Özel" - İlk Vahy ve Risaletin Başlangıcı
Cevaplar 3
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 223
Önceki Önceki Konu

Gönderen Konu: "Efendimiz(s.a.v)'e Özel" - İlk Vahy ve Risaletin Başlangıcı  (Okunma sayısı 223 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gül_güzeli

  • Lâl
  • Genel Moderatör
  • *
  • 9127
    İleti
  • Puan: 1565



Lâ ilahe illALLAH'ûl Melikûl Hakk'ûl  mübin  Muhammed'ün Resûlûllâh Sâdık'ûl Vaad'ûl Emin

          Bismillahirrahmanirrahiym

       Peygamberler Rahmet olarak  gönderilmiştir.


      ALLAHû Teâlâ ilk insanı yaratıp yeryüzünün halifesi kılarak ona peygamberlik vermiş, O'nu Rabb’in den ve kendinden haberdar kılmıştır.
      İnsan canlı bir varlık olmasından ileri gelen ihtiyaçlarının yanı sıra aynı zamanda sosyal, kültürel, ekonomik ve psikolojik ihtiyaçlara da sahiptir. Yani insan, yaradılışı gereği tek başına yaşayamaz, zira içinde bulunduğu kâinat ve diğer insanlarla mutlak bir iletişim halindedir. Üretken şekilde yaratılmış; düşünebilir, düşünce üretebilir, sorgulayabilir, fakat sınırlar dâhilinde. Cüz-i iradeye sahip, ancak çoğu kez iradesinin kendisine verilenden daha fazla olduğu yanılgısındadır. Ben duygusuna(nefsine) sahip, lakin onu terbiye ve idare etmekten aciz ve gururlu...
      İnsan ancak Rabb’ini tanıyıp iman vakarını taşıyınca şereflenir. Bu da ALLAH(c.c.) tarafından, gönderilen peygamberlerin tebligatıyla mümkün kılınmıştır.
       And olsun incire, zeytine, Sina dağına ve şu emin beldeye ki biz hakiykat insanı engüzel bir biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.''( et-Tin suresi 95/1.2.3.4.5) Kurân-ı Kerim Meali Hasan Basri Çantay

         İnsan yaradılışı gereği, kendisini ve yaşadığı dünyayı, var oluşu sorgular. Rabb’ini arar.
Ğaybülğayb Hakkın mutlak zatıdır. O'na ilim taallûk edemez. Çünkü izzet perdesi içinde gizlidir. Ğayb şahadetin zıddıdır. ALLAHû Teâlâ tarafından bilinendir. Kurân, Haşr, melekler gibi   (Kurân-ı Kerim açıklamalı meali Hasan Basri Çantay açıklamalar sayfa 14)
         ALLAHu Teâlâ Peygamberleri aracılığıyla kullarına ğayb olanı bildirmiş. İman ( itaat) etmelerini istemiştir. Bu iman bir yaşam ve duruş biçimi bir seçimdir.
       ' Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: Benden başka ilah yoktur: o halde bana ibadet edin, diye vahyetmiş olmayalım.''( Enbiya suresi 25. ayet)
        İnsanları peygamberleri aracılığı ile kulluğa davet etmiştir. İnsan yalnız kul olmakla mükelleftir. Bu iki cihan huzur ve mutluluğu için kaçınılmazdır.
       '' And olsun asra ki insan hüsrandadır. Ancak iman edenlerle salih amel işleyenler hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç''(el Asr suresi! 03/ 1.2.3)

        Peygamberler insanlara, ALLAHa kullukta ve takva kazanmada her halleriyle örnek olmuşlardır.
        '' And olsun ki Resûlûllâh da sizin için ALLAH'ı ve Ahiret gününü ummakda olanlar ALLAH'ı çok zikredenler için güzel bir numune vardır. ( El Ahzab suresi 33/ 21)

Peygamberlerin özellikleri

        Her ümmete bir peygamber gönderilmiştir.
       ''ALLAH'a yemin olsun ki, senden önceki ümmetlere de ( peygamberler) gönderdik Ne var ki şeytan onlara yaptıkları işleri süsledi; ( Bu yüzden peygamberleri yalanladılar) O bugünde onların dostudur. Onlar için acı bir azâb vardır.'' ( Nahl suresi 63. Ayet)

       Peygamberler de birer insandır.
       ''Senden önce de Peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Bir peygamber için ALLAH'ın izni olmadıkça mucize getirmek mümkün değildir. Her sure için bir yazı (kitap) vardır.''( Râd suresi 38. ayet)
       Peygamberler de diğer insanlar gibi hayatlarını sürdürdükten sonra ALLAH'ın takdir ettiği vakit gelince yine takdir olunan şekilde Rablerinin emirlerine tâbi olur ve Dünya hayatını terk ederler.

      Peygamberler erkekler arasından seçilmişlerdir.
      '' Biz senden evvel de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başka ( peygamber) göndermedik Eğer bilmiyorsanız zikr ehline sorun.'' ( Enbiyâ suresi 7. Ayet)
 
      Peygamberler ALLAH tarafından seçilmiş terbiye edilmiş ve insanlara birer numune-i imtisal olarak olmak üzere gönderilmiş, ALLAH'ın sevgili kullarıdırlar
      '' İşte bunlar ALLAH'ın nimet verdiği peygamberlerden, Âdem neslinden, Nuh ile birlikte gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail ( Yakûb) neslinden yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı '' ( Meryem suresi 58. âyet)

      Peygamberlerin bazısı bazı yönleri ile bazısından üstün kılınmıştır. Yaptıkları görev ve tebliğ ettikleri din yönünden peygamberler arasında fark yoktur Bakara suresinin 285. âyetinde, gerçek mü'minlerin ALLAH'ın peygamberlerine iman ettiklerine işaret olunduktan sonra bu peygamberler arasında hiç bir ayırım yapmadıkları da beyan edilmiştir. ALLAH bu peygamberlerden dilediklerini dilediği bazı özelliklerle bezemiş tir Dâvûd (AS ) hikmeti ve hükümdarlığı vermiş, Mûsa (AS ) ile konuşmuş, İsâ ( AS) ölüleri diriltme hastaları iyileştirme mucizeleri vermiştir. Hz Peygambere ise Kur'ân'ı indirerek bütün insanları ona tabi olmaya davet etmiştir.
      ( Bu bölüm kaynak olarak Tercüman  Hadis_i Şerif Külliyatı 1. cilt  sayfa 319- 330 arasından özet ve alıntılarla hazırlanmıştır)

      Peygamberler Rabbanidirler. Bütün varlıklarıyla rablerine teslim olmuşlardır. O neyi söylemelerini isterse ancak onu rablerinin istediği ölçüde söylerler  Rabbani bir vazifeyi yerine getirmekle mükelleftirler Her peygamber vahy ile gelir vahy ile yaşar vahy kesilince de gider.

Her peygamber hasbidir. Peygamberler yaptıkları vazife karşısında maddi manevi hiçbir ücret beklemezler. Yalnız Muhabbetullahı dilerler. Hasbilikte doruk nokta nebiler sultanına aittir. Bütün sunulanlara karşılık o yalnız ümmetim demiştir. En mücrimide dâhil bütün ümmetini toptan istemektedir.

    Peygamberlerde ihlas başlangıçta doruk noktasındadır İhlas ALLAH'a samimiyetle iman ve itaat tir . İhlâslı  insanın hayatında zikzaklar yoktur. Düşünceleri halistir; riya şüphe ve çelişki tereddüt yoktur. Dünya hayatına dair korkuda yoktur. Ruhani seyri hep yukarı doğru ve dimdiktir. ALLAH'a ve O'nun iman edin dediklerine karşı samimi bir inan besleme. Öyle bir iman ki bütün yaşantıyı bu imana göre belirleyerek şirkten kaçınma
   
    Peygamberler da'valarını neşrederken güzel öğüt ve hikmetle yaklaşırlar. Bütün peygamberler ALLAH'ın emriyle ümmetlerini tevhide çağırır.
 ''  Ey kavmim! ALLAH'a kulluk edin sizin için O'ndan başka ilah yoktur. ( Hûd suresi (11/ 84)
     ( M Fettullah Gülen Sonsuz Nur 1. cilt sayfa 71-79 arasından özet ve alıntılarla hazırlanmıştır
     
    İslamiyet öncesi Mekke ve çevresinin durumu

      Mekke şehri Kızıldeniz’den 75 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 280 m yükseklikte, Bekke vadisinde yer alır ve çevresi dağlarla ( Ebu kubeys, Kuaykıan, Sevr, Hira, Sebir) kuşatılmıştır. Doğusunda Arafat bulunur. Dağların kente girişte engel oluşturması kentin savunmasını kolay kılmıştır. Çöl iklimine sahiptir. Yılda ancak bir kaç kez kısa süreli sağanak şeklinde yağan yağmur bazen sele dönüşür. İslamiyet öncesi limanı Şuaybe’nin yerini zamanla Cidde limanı almıştır. Taif, Mekke'nin 80 km doğusunda bulunmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1700 m olan kent daha fazla yağış alır ve serindir.  Mekke'nin sayfiyesi gibi ola gelmiştir. Meyve sebze ve Gül yetiştiriciliği gülyağı çıkarımı önem taşır. Yesrib ( Medine ) Mekke'nin 418 ( hicret yolu olarak) km kuzeyinde, denizden 619 m yüksektedir. Kızıldeniz kıyısında Yenbu limanı  ile deniz bağlantısı sağlanır. Zengin su kaynaklı vahada yer aldığı için hurma yetiştiriciliği önem kazanmıştır.
     Cahiliye döneminde( İslamiyet öncesi) Mekkeliler daha çok putperestti ve Kâbe’nin içinde çevresinde olmak üzere çok sayıda heykel, resim, fresk ve put bulunmaktaydı. Ayrıca daha çok kölelerden olmak üzere az sayıda Hıristiyan, Taif ve Medine'de ise Yahudi kabileler yer almaktaydı. Bunların yanı sıra Hz İbrahim'in tek olan ALLAH'ına inananlar bulunuyordu ki Peygamberimizin  dedesi Abdülmuttalip bu insanlardan biriydi ve yeri zamanla kaybolan zemzem suyunu rüyasında gördüğü ve rüyaya göre bulup çıkardığı için zemzem dağıtma soyuna ait idi. Aynı aile içinde dahi farklı dinlere sahip insanlar bulunuyordu. Bazıları arayış içindeydi. Zeyd İbn Amr İbn Nüfeyl  tek ALLAH'a inanıyor ve Ey ALLAH'ım sana ne şekilde ibadet etmem gerektiğini bilsem o şekilde ibadet edeceğim fakat bilmiyorum diyor, sonra avuçları üzerine secde ediyordu.
     Ficar( Mukaddesata tecavüz) harpleri Arap kabileleri arasında yaygındı. Savaş iki kabile arasında kalmıyor kabileler arası ittifaklar da yapılıyordu. Can kaybının fazlalığı,duyulan pişmanlık nedeniyle bu savaşları önlemek için bir teşkilat da kurulmuştu. Dul kalan kadınların çoğunluğunun geçimini sağlama imkânı yoktu. Erkekler çok sayıda kadınla evlenebiliyordu öyle ki aynı anda on veya daha fazla kadınla evli olanlar dahi vardı. Boşama ve Fuhuş yaygındı. İlk çocuk kız ise evlat olarak kabul görmüyor diri diri toprağa gömülüyordu. Kölelere insanlık dışı muameleler yapılıyor; aç bırakılıyor, dövülüyor, ölüme terk ediliyor, bunlar tabii hak olarak görülüyordu.
 Kâbe tütsülenirken yanmış ve yandıktan sonra yağan yağmur harabiyetini artırmıştı. Kâbe yemen tarafında batan bir geminin yük ve enkazı satın alınarak yeniden inşa edilmiş. Ancak malzeme azlığından bugün Hatim şeklinde isimlendirilen yeri inşaatın dışında bırakılmıştır. Hacer-ül Esvet taşının yerleştirilmesinde  kabileler arasında münakaşa başlamıştır Çözüm o sırada ilk gelen olma sıfatıyla Hz Muhammed'e bırakılmıştı. Hz Muhammed taşı bir bezin üzerine yerleştirmiş kabile reisleri  uçlarından tutarak Kâbe’nin içine taşımış sonra mübarek kendileri taşı yerine yerleştirmişlerdir. Bazı müellifler bu olaya Peygamber’imizde dini şuurun uyanışı olarak bakar. (  Diyanetin Hicaz Albümü ve Prof Muhammed Hamidullah İslam Peygamberi adlı eserlerinden yararlanılmıştır.)
     
 Hira dağı itikâf ve ilk vahynin gelişi

    Kâbe’nin yeniden inşasından beri Hz Muhammed’in( sav) Ruhi hayatında bir uyanış görülmektedir. Evvelce büyükbabası Abdülmuttalip Ramazan ayında Hira mağarasına çekilirdi. Bu hayat Hz Muhammed’e de cazip geldi ve orada ruhunu teskin imkânını buldu. Her sene, bütün Ramazan ayını Hira mağarasında tefekkür ve zahitlikle geçiriyordu. Zaman zaman zevcesi ona yemek gönderiyor, bazen kendine lazım olanları bizzat almaya geliyordu. İnzivadan her dönüşte Kâbe'yi yedi şaft şeklinde tavaf ediyordu. Asla putlara ve farklı inançlara itibar etmemişti. Abdülmuttalip gibi Hz İbrahim'in tek olan ALLAH'ına inanıyor, bu şekilde yakarıyordu.
    Hira diğer adıyla Nurdağı  Kâbe’nin kuzeydoğusunda yaklaşık bir Km uzaklıkta çevresindeki sayısız dağa rağmen uzaktan fark edilebilen bir dağ. Dağa tırmanma mağaraya ulaşma süresi yaklaşık bir saatten biraz fazla sürüyor. Mağara zirveden birkaç metre aşağıda Kâbe’yi görür konumda birkaç kaya ile çevrili boyu ve yüksekliği insan boyu kadar dar bir alan.
      Biyograflar Hz Muhammed'in ''gün gibi aşikâr rüyalar görmeye başladığını söylüyorlar: rüyada her gördüğünün anlam veya vuku buluş şeklini sonraki günlerin olaylarında buluyordu. Gaybdan sesler gittikçe sıklaşıyor. Çevresindeki kaya ve bitkilerin kendisini selamlayan sesini duyuyordu.
     Olgunluk çağına erişmişti. Altı ay kadar önce kırk yaşına girmişti. Ramazan ayının 27. gecesi  Hira mağarasında nurdan bir varlık O'na hitap etti. Sevgili Peygamberimizin anlatımıyla: ''  O bana meleklerden Cebrail olduğunu, ALLAH'ın,  beni Peygamber seçtiğini bildirmek için kendisini gönderdiğini söyledi. Melek bana abdest almayı ve istincayı öğretti. Ben vücudum temiz olarak dönünce bana okumamı söyledi. Ben cevap verdim: Okuma bilmiyorum. Beni kolları arasına aldı ve kuvvetle sıktı. sonra beni bıraktı ve bir defa daha okumamı söyledi. Ben O'na okuma bilmediğimi söyledim. Beni tekrar ve daha kuvvetle sıktı, oku dedi ve ben okuma bilmediğimi söyledim. Beni üçüncü defa kollarının arasına alıp her defasındakinden daha kuvvetli sıkarak bıraktı ve dedi ki:
                                          '' Yaratan Rabbinin adıyla oku:
                                             O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.
                                             Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.
                                             Kalemle yazmayı öğreten O'dur
                                             İnsana bilmediğini o öğretti''
sonra melek gitti'' Dönüşünde Hz Muhammed ( sav) Meleği hava boşluğunda ufku kaplayacak şekilde oturmuş olarak gördü. Hayretten dona kaldı. Zevcesinin eve alıp götürmek için yolladığı şahıslar gelinceye kadar hareket edemedi. Eve titreyerek döndü ve teskin olmak için örtüye büründü. Kur'ân-ı Kerim'de '' Ey bürünüp sarınan ayetleri sonraki dönemlerde inzal buyruldukları halde bu hadiseye atfen olduğu büyük ihtimaldir.
      İlk vahy ye şehadet edecek kimse yoktu. Fakat sonraki 23 yıl boyunca az veya çok sayıda bir mümin topluluğu bunu müşahade ettiler.(Prof Muhammed Hamidullah İslam Peygamberi adlı eserlerinden yararlanılmıştır.)

   Risaletin başlangıcı

      Hemşehrileri tarafından fazilet ve doğruluğu ile tanınan fakat aynı zamanda okuma yazma bilmeyen ve gizli ilimlere karşı alakası olmayan -Hatta onlardan nefret ediyordu- bir kimse, birden, ALLAH tarafından beşeriyete peygamber gönderildiğini haber alıyor, Yaratan tarafından gösterilen yola insanlığı çağırmak O'na vazife olarak veriliyor. Hz Muhammed'in Biyograf İbn İshak tarafından nakledilen tepkisini kolayca anlıyoruz. Hz Muhammed zevcesine sırrını açıyor. Yalnız kalır kalmaz beni, ya Muhammed Ya Muhammed diye çağıran bir ses duyuyorum uykuda da değilim tamamen uyanık halde  gökte bir ışık görüyorum.  ALLAH tarafından, en çok nefret ettiğim putlar ve kâhinlerdir ( gaybı ve istikbâli bildiğini iddia edenler) Bendemi kâhin veya büyücü oldum. Hz Peygamber ilahi bir tebliğ vazifesinin mahiyetini bilmiyordu ve dış manzaraları ile birbirine çok benzeyen rahmâni ve şeytâni ilham arasındaki ince farkı ayıramıyordu. Hz Hatice zevcini teselli ederek yeğeni Hıristiyan olan Varaka'ya götürdü. ( Belazuri 'ye göre Hz. Ebubekir ile gönderdi)Olanları Peygamberimizden dinleyen Varaka sevinçle hayır bu ses asla şeytâni değildir; bu tıpkı Mûsâ'nın Nâmûs'u gibidir; şayet daha yaşarsam, peygamberlik vazifende zorluklar olursa bütün gücümle seni koruyacak sana destek olacağım.
       Hz Muhammed kırkıncı yaşında ( miladi 610 ) tebliği din ediyor böylece özel hayatı kapanıyor peygamberliği ve içtimai hayatı başlıyordu.(Prof Muhammed Hamidullah İslam Peygamberi adlı eserlerinden yararlanılmıştır.)

Gerçek sevgiyi Peygamberimizden öğreniyoruz

     Bir insanı koşulsuz sevebilir misiniz?  Ne kadar uzun süre bu şekilde sevmeye devam edebilirsiniz? Sizi umursamazsa veya yalancılıkla suçlarsa, hakaret ederse, yaşadığınız yerde hayat hakkı tanımazsa, canınıza kastederse, nefret etmemek için bunların ne kadarına sabredebilirsiniz. O insanı sevmeye devam ederek kurtuluşu için her şeye rağmen onunla mücadele eder miydiniz?  ‘’Hayır... mümkün değil...’’ dediğinizi duyar gibiyim.
   Oysa Peygamberimiz,  insanlığa vahy yolu ile sunulan Rahmeti tebliğ ederken, toplu olarak veya bireysel herkesle yakın uzak tanımadan ilgileniyor. İnsanların  tavırlarına hakaretlerine rağmen onları cehennem ateşinden kurtarmak için Hakk yoluna davet etmeye devam ediyor. Sitem veya beddua etmiyor. Helâk olmalarına razı olmuyordu.
    Mîrac’da muhabbetullahla ALLAH'a yalvarıyor ümmetim diyordu.
    Sizi O’nun kadar çok seven kimse oldu mu? Siz kimseyi O’nun kadar çok sevebildiniz mi?
   Rabbim, Sevgili Peygamberimiz Hz. Ahmet Mahmut Muhammed Mustafa s.a.v Efendimize ve ailesine salât ve selam eyle, bizlere de Rahmet eyle, O’nun sevgisine ve şefaatine nail olanlardan eyle. Âmin…

Hazırlayan l Nilden
 


Eğer Mekke'nin hakkını vermiş ve bütün imkanlarını tüketmiş isen; yeni imkanlar üretmek için ne duruyorsun! Düş Medine'nin yollarına..

taymaskh

  • Site Yöneticisi
  • *
  • 7735
    İleti
  • Puan: 1009
  • Duamın kefaretisin sevgili!Aşk ile amenna demişim.
    • Semerkand dergisi gönüllüleri....
Ynt: "Efendimiz(s.a.v)'e Özel" - İlk Vahy ve Risaletin Başlangıcı
« Yanıtla #1 : 19 Şubat 2011, 01:36:01 »
ALLAH razı olsun Nilden kardeşim ..
Rabbim öğrenmekle kalmayıp ahlakı ile şereflendirsin inş..
"Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından ALLAH'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak ALLAH, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler. ( 14/ İbrahim - 42 )

ihsas

  • Moderatör
  • *
  • 10869
    İleti
  • Puan: 911
  • Her dem, ötelerden nur yağıyor...
Ynt: "Efendimiz(s.a.v)'e Özel" - İlk Vahy ve Risaletin Başlangıcı
« Yanıtla #2 : 20 Şubat 2011, 16:08:35 »
amin.. ALLAH razı olsun Nilden abla.. Rabbim bizleri Efendimizin (a.s.m.) ahlakıyla ahlaklandırsın sünnetine uymayı ve Efendimize layık ümmet olmayı nasip etsin..

Nilden

  • Yeni Kullanıcı
  • *
  • 266
    İleti
  • Puan: 48
    • E-Posta
Amin ecmain
Hamd ALLAHa mahsus nimet veren O mülk Onundur

Seo4Smf Tagleri:
Tıklayın, konuyu kendi sosyal ağlarınızda paylaşın.
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
7 Yanıt
487 Gösterim
Son İleti 23 Şubat 2011, 22:09:04
Gönderen: gül_güzeli
19 Yanıt
557 Gösterim
Son İleti 22 Aralık 2010, 00:39:52
Gönderen: yasemin
7 Yanıt
343 Gösterim
Son İleti 19 Ocak 2011, 03:12:04
Gönderen: Nilden
25 Yanıt
883 Gösterim
Son İleti 02 Mart 2011, 00:55:47
Gönderen: Nilden
3 Yanıt
240 Gösterim
Son İleti 21 Mart 2011, 15:27:56
Gönderen: Nilden