Doğum günleri camilerde kutlansın
Bir arkadaş 'Camilerde çocuk vaazları diye bir uygulama başlatılsa fena mı olur?' diye başlayan bir dizi öneride bulunmuş.
Ne fenası, iyi bile olur.
'Çocuklara da saflarda yer açılsa'. Bu da gayet yerinde ve güzel bir öneri.
Ona da eyvALLAH.
'Sünnet merasimlerini camide yapalım.'
Hay, hay. Caminin bahçesinde, avlusunda filan neden olmasın.
'Önemli gün ve gecelerde çocuklara çikolata, dondurma filan dağıtılsın.'
Aliyyül âlâ.
'Doğum günleri camilerde kutlansın!'
İşte bu olmadı!
Nedir bu şimdi. Şaka mı? Oyun mu? Gerçek mi?
Ne?
Diyanet kadınlar korosu
'Diyanet Kadınlar Korosu'nu' ilk duyduğum zaman da acayip olmuştum. Şöyle boşlukta kalmışlık duygusuyla, sersemlik arası bir şey.
Benim için, ikinciye gelen şok, "Kutlu Doğum Haftası"'dır.
Kaç yıldır kutlanıyor Türkiye'de Kutlu Doğum Haftası?
Yirmi iki, yirmi üç yıl önce, Müslümanların hayatında böyle kutsiyet ifade eden bir hafta var mıydı?
Aslında yalnızca o değil; otuz sene önce bir çok şey daha yoktu hayatımızda. Hıristiyan kültürünün hiç bir ritüeli, otuz yıl öncesine kadar bağlamazdı bizi.
'Doğum günü', 'sevgililer günü', 'anneler-babalar günü', 'yılbaşı (noel) kutlamaları' tek, tek içselleştirildi son otuz yıl içerisinde.
Medyanın gayretlerine, devlette omuz verince süreç hızlandı.
Kutlu Doğum Haftası, o hızla kuruldu amellerimizin içine.
Görünen o ki, İslam Âlemi'nin de bir 'Christmas'ı oldu.
Üçüncü şok..
Daha Kutlu Doğumu sindiremeden 'bütün yaş günlerini camilerde kutlayalım' önerisi geldi.
Hollywood çizgi ve çizgi ötesi filmleriyle, Müslümanlara, Hıristiyan eksenli yaşantıyı talim ettirdi yılarca.
Sevgililer günü, anneler, babalar günü hep bu süreçle kemâle erdi.
Aileler, başta direnç gösterse de, çocukların çizgi filmlerden meftunu oldukları doğum günlerini sektirmeden kutlar oldular.
Partiler, mumlu pastalar, "happy bird day to you"'lar gırla.
Evler doğum günlerinde yıkılıyor. Ne kadar geleneksel, ne kadar bizden kutlamalar olduğu malumunuz..
Yaş günlerini camilere taşıma önerisi
Tamam, arkadaş 'caminin içinde olmasa bile uygun bir yerinde' diye ayrıntı veriyor. Ama biz, işin üç sene, on sene sonrasını düşünerek fikir beyan ediyoruz.
Yaşarsak ve toplumdaki dönüşüm bu hızla devam ederse, mumun resmi bir şekilde ve törenle minberin altıncı basamağında yakıldığını göre biliriz mesela..
Haliyle mumlar cami kapılarında veya imam odalarında, tıpkı kiliselerde olduğu gibi, hep hazır olacak.
Öyle ya, her an yaş günü gelmiş bir çocuk ailesiyle birlikte damlayabilir.
'Happy bird day to you' hafife almak
'Boşuna heyecan yapmaya, triplere girmeye gerek yok' diyebilirsiniz.
İslam'a, 'camide doğum günü kutlamasıyla, şuraya, buraya mum girmesiyle bir şey olmaz' da diyebilirsiniz.
Ama öyle olmuyor. Susarak, 'bize bir şey olmaz' diye geveleyerek yürümüyor işler.
Daha dün, kimsenin bilmediği doğum günü partileri, en dini bütün ailelerin bile evine girdi.
Evleri teslim alan yaş kutlamasını, şimdi de camiye buyur ediyoruz.
Öyle yapacağımıza, geldiği yere kadar kovalasak, bir daha 'hapy bird day to you' çığırtıları duymasak olmaz mı?
Kavlimiz neydi bizim
'Yahudi'ye, Hıristiyan'a, putpereste benzemeyin' diye öğretildi bize üstüne basa basa.
Onlar gibi giyinmemek, onlar gibi yememek..
Onlar gibi dua etmemek..
Onlar gibi yaşamamak..
Biz öyle öğrendik.
İmanımızdı bu bizim..
Din öğrenimimizin ana fikri 'bizden olmayanlara benzememekti'.
Son Peygamber'in (sav) 'Kim kendini bir kavme benzetirse, o da onlardandır.' uyarısını hatırlayabiliriz yeniden.
Doğum günlerini değil camilere taşımak, evlerden bile kaldırarak parlak bir adım atılabilir mesela.
Bu konuda önerisi olan var mı?
Kasım Tiryaki