+ Umutfmforum » Umutfmforum Genel » Umutfm Forum GAZETE » Gazete - Kutlu Doğum Özel Sayı
|- "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
Cevaplar 71
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 1526
Önceki Önceki Konu

Gönderen Konu: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan  (Okunma sayısı 1526 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #50 : 22 Şubat 2011, 00:33:43 »
"Siz bir insana sadece adı ile hitap etmenin islam adabı ile ahlaki ile uygun düşeceğini söylüyorsanız bunu sizin insafınıza bırakıyorum. En azından milyonlarca müslüman seveninin hatırına değer vererek Üstad Bediüzzamana said demeyi bırakmanız edepli bir insan olduğunuzu gösterir. Bunu kaale almamanız ise edepsiz olduğunuzu belgeler. Madem kendi mekanınızda said said diyordunuz, burada da söyleyin o zaman, niye söylemiyorsunuz. Burada da SAİD SAİD deyin.


hayır edep ölçüsü milyonarca insanın hatırına göre saygı ve sevgi ifadelerini kullanmak demek değildir. Teşbihte hata olmaz derler benzetme amacıyla demiyorum ama bu ölçünün yanlış olduğunu açıklamak için örnek vereceğim..

budizmin milyonlarca bağlısı var. şimdi ben kalkıp onların putlarına saygı göstermek zorunda mıyım. ve bu saygıyı da onların saygı sınırları içinde kalmakla mı gerçekleştirmeliyim?.. milyonlarca insanın hatırı orada da var.. ya da siz İsa a.s.'a yalnızca insan dediğinizde onu tanrı yerine koymuş milyon değil milyarlarca insanın inancına sövmüş oluyorsunuz ona da mı şimdi onların hatırı için onların saygı sınırları içinde sıftala sesleneceğim?..

biz Said Nursiyi alim olarak görmüyoruz. Siz görebilirsiniz ona diyecek bir şeyimiz yok sadece sizi ölçülerle yüzleştiririz dilediğinizi yaparsınız.. iradeniz sebebiyle sorumlu sizsiniz. Tıpkı bizim olduğumuz gibi.. Ancak oradaki tartışma farklıydı. Siz gelip deseydiniz biz bu zatı seviyoruz üstad sayıyoruz bir şey demezdik. Ama siz onu sanki gizli takiyye yapıp şiayı katı sünni dünyada yaymak isteyen gizli şii gibi tanıttınız mı işte biz orada sizin üstadınız hakkında şiayı yanıltmanıza sessiz kalamayız.. dava budur.. burdaki tavrınız ise gerçeklerle zıt düşmemektedir dolayısıyla Said Nursiye oradaki ifadeyi kullanmamımızn anlamı yoktur.. yani adıyla hitap etmenin..

"Halbuki kendi mekanınızda SAİD diye hakaretamiz konuşmasaydınız bu sizin Kerametinizi gösterirdi. Burada said demeyişiniz kerametiniz değil, terasetinizi gösteriyor."


bizim mekanımız yok.. orası bize ait değil. orda şii olmayan bir sürü insan geldi siz de onlara karşı şiayı savundunuz ataistler nasraniler, herkes.. sövgüsüz fikri olan herkesin yeri orası hala da kapılarımız size açık size ceza vermedik ama siz kendi kendinizi sınırladınız kendinizi velayetten mahrum bıraktınız.. tercih sizin. biz orada olduğu gibi burda da size ısrarcıyız kalın yazın devam edin fikirlerinizi savunun diye..

"Sizin vahdet diye bir derdiniz olmadığı için bunu gerçekleştirme gibi bir derdinizin olmayacağı da açıktır. En azından bu röportaj başlığında bakın bakalım, sizden başka aykırı bir ses var mı? Biz müslümanlar arasında vahdet olsun diye oyalanıp durmaktayız ancak gördüğümüz kadarıyla siz vahdet olmasın diye bayağı bir çaba harcıyorsunuz."


fabrikada efendisinin tüm dediklerine katılan birini patron madem senin aykırı fikrin yok ben varken senin burda işin yok der. Çünkü senin fikirleirn zaten bene var sen bize bir şey katacak değilsin yokluğun da bizden bir şey eksiltecek değil.. eğer bir ben farklıysam burada ki ben buna inanmıyorum demek benim kıymetim bilinmeli ve ne dediğime bakılmalı.. Ama ben vahdeti engelleyecek ne yaptım bilmek isterim.. silahlandınız küfrün üzerine yürürken ben nurclar tarikatçılar birbirlerinden farklı nasıl beraber savaşa çıkabiliyorsunuz mu dedim? merak ettim..

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #51 : 22 Şubat 2011, 00:42:13 »
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, biz hiç bir zaman sizler için iyi niyetsiz olmayacağız. Sizden mislini göremeyeceğimizden emin olsak bile.

siteminiz hak etmediğimize inanmaktayız..

"Bizi sizinle şia hakkında tartışmıyoruz. Sizin ehli sünnet müslümanlarına yaklaşımınız hakkında tartışmışız ve tartışıyoruz. Sizin ub yaklaşımınızın iyi niyetli olsa bile, geleneksel şiadan kaynaklanan yanlışları olan bir yaklaşımla yaklaştığınızı söylüyoruz.

Çünkü biz İmam Humeyni İmam Hamanei ve inkılabi ulemanın eserlerinde gördüğümüz yaklaşımı maalesef siz de göremiyoruz. Eleştirdiğimiz nokta da budur zaten."


bunu orada açıkladık. burda da diyelim: bizim İmam Hamanei ile yöntem farklılığımız, Ali a.s. ile Ebuzer arasındaki yöntem farklılığına benzer.. Ali a.s. konuşursa bir gurup adına konuşmuş olurdu bu yüzden daha sorumlu konuşurken Ebuzer de Ali a.s. ile aynı hassasiyetlere sahip olduğu halde, o konuştuğu zaman şahsı adına konuşmuş oluyordu dolayısıyla engelleyebileceği vahdet diye bir şey yoktu. yani vahdete engel olmaz herkes onun söylediklerinin kendi adına olduğunu düşünürdü..

"Vahdeti sağlamak bir günlük, bir yılllık on yıllık bir iş değildir. Önemli olan bu programın içinde olmamızdır. Bizim vahdet anlayışımız İmam Humeyninin, İmam Ali Hamanein, Velayeti Fakihin vahdet anlayışıdır. Bunuda onların her eser ve mesajında görebiliriz. Sizin nasıl bir vahdet anlayışınız var ki, bu anlayışı onların eserlerinde göremiyoruz.

sizden öncekiler de böyle diyorlardı. Taa cemalettin afganiden beri mesela.. nerede kaldı bu vahdet?.. siz ilk kez türedi mi sanıyorsunuz vahdet çabalarının ihtiyaçlarının ve bu bilincin?..

ama yine zerre bir ümit ve ilerleme yok.. eğer sünni dünya için vahdet mümkün olsaydı ta yüz yıl öncesinden (en az) vahdet çalışmaları bir gelenek haline gelir ve bu gün sizin sıfırdan başlamamanız onların kurduklarının üzerine bir şey eklemeniz gerekirdi? böyle bir şey var mı? ben 35 yıllık sünni yaşamında görmedim.. ama gördüğüm her geçen bir günün yaşanan bir olayın ve karşılaşılan güçlüğün, vahdet konusunda ümitsizlikten başka bir şey getirmediğiydi..

değişen bir şeyler olduysa bana haber verin 4 yıldır.?..

Proje olarak inanç olarak anlayış olarak? sünni dünyada bir vahdet ışığı göründü mü?

hadi Afganiyi geçtik.. o uzakta.. hadi şeyh saidi de geçtik o da başka birisi size göre.. Said Nursi'ye gelelim..

sizin için vahdet için çalıştı çabaladı değil mi? Peki sonuç? şu an 12 tane (benim en son bildiğim) nurcu gurup oluşmadı mı? Said Nursi hiç çıkmayaydı çalışmayaydı hiç olmayaydı sünni guruplara 12 gurup daha eklenmemiş olacaktı yanlış mı düşünüyorum. yoksa bu guruplar birbirleriyle vahdet oluşturabilecek nitelik ve nicelikte mi?  Örneğin Hizbullah Hakverdi grubu ile Fethullah Gülen Gurubu vahdet yapabilir mi sizce.. nasıl lütfen tutarlı ve proje değeri olan şekilde cevap veriniz..

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #52 : 22 Şubat 2011, 00:56:55 »
"böyle olsaydı İmam Ali a.s'ın ilk üç halifeye isyan etmeyip onlara yardımcı olmalarını izah edemez 1. Ehlibeyt imamımıza muhalefet etmiş olurduk ki bu da muhaldir.." (Ehlibeytin_izinde)

"Bunu siz mi söylüyorsunuz. Hani ilk üç halife ehlibeytin düşmanı idi sizin kanatinizce. Bizler İmam Alinin ilk üç halifeye yardımcı olduğunu söylerken kabul etmeyen siz değil miydiniz?

Biz ilk üç halife ile ümeyeoğulları, muaviye, amr bin asın aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini söylerken, aralarında bir fark görmediğinizi söyleyen siz değil miydiniz?"


yukarıda da benzer iddiada bulunmuştunuz biz de bunun mümkün olmadığını alıntı yaparak dediğinizi delillendirmenizi yazmıştım .ama delil yok aynı iddiada tekrar var.. ben açıklayayım

Muaviye ile Ebubekir arasında benzer yönler vardır farklı yönler vardır bu yüzden orda benzer burda farklı diyebilirim. Hatta aynı sitede bir konuda benzer bir konuda farklıdır da diyebilirim.. konunun siyak sibakı bağlamı önemlidir.

Örneğin Muaviye ile Ebubekir, Ehlibeyti imamlarının görevlerini gereği gibi yapıp insanların yararına başarıya ulaşabilmeleri için gerekli olan hilafeti gasbetme açısından ortaklarken, kendilerinden sonra yönetimi çocuklarına devretme ve saltanatı gerçekleştirme bakımından birbirlerinden farklıdırlar.. iyi hatırlıyorum eğer imamların yöntemleri aynı olup da İmam Ali a.s. da İmam Hüseyn a.s. gibi bir yöntem seçseydi, Hatta Muaviyeye davrandığı gibi Ebubekire davransaydı, Ebubekir Muaviyeden farklı yöntem izlemeyecekti.. bu bakımdan farklılıkları yoktur.. Yine dinin naslarını uygulama bakımından Ebubekir Muaviyeden faziletli iken, hadis yasaklama ve hadisleri yazı ile kontrol altına alma bakımından ondan farksızdı.. bunlar çoğaltılabilir...

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #53 : 22 Şubat 2011, 00:59:40 »
"Kelime oyunlarını geçelim kardeşim. İslam içi dışını bırakın. Size göre ehli sünnet batıl mı değil mi? Neden tek kelime ile söylemiyorsunuz.

Bize sorarsanız, Üstad Ali Şeritaninin deyimiyle deriz ki, diğer dinlerarasındaki İslamın yeri ne ise İslam Mzehepleri arasında şianın yeri odur.

Evte şia haktır, ancak ehli sünnet batıl ve sapık değildir. (Ümeyyeoğullarının tahrifatlarını dışarıda bırakıyoruz, ehli sünnetten kastımız Rasulullahın sünnetidir tabii ki?)"


sorduğunuz soruya siz kelime oyunlarından (ki bunlar kelime oyunuysa) bağımsız cevap veremezken bizden nasıl bunu bekliyorsunuz.. siz de sünniliği ikiye ayırırken Emevi sünniliği Muhammedi sünnilik diye biz neden belirleyici ifadeleri kullanmayalım.. sizin için hak oluyor da bizim için neden geçersiz oluyor anlamadık?...

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #54 : 22 Şubat 2011, 01:01:20 »
"Sizin zamanın imamından kasdınız kimdir? Biat biliyorsunuz ki, canlı ve fiili bir eylemi iktiza eder. Zamanın imamından kasdınız kimdir? Siz zamanın imamı ile görüşüp ona biat ettiniz mi? Söyler misiniz?"


biat kelimesini tanımlama konusunda yetki sizin mi? bu bizim iç fıkhi sorunumuzdur.. Şiayı kendi içinde incelerseniz çok tutarlı ve boşluk olmayan bir sisteme sahip olduğunu görürsünüz her konuda olduğu gibi biat konusunda da...

size göre yani zamanın imamına biat etmeden ölen cahiliye ölümüyle ölür hadisi uydurma mı. bu gün uygulanamaz mı? hiç biri değilse bu gün imam kimdir size göre?..

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #55 : 22 Şubat 2011, 01:04:33 »
"Sizin bu dediğiniz 12 İmamın fiilen insanlararasında bulundukları zaman için geçerlidir. İmam Mehdinin gaybetinden sonraki şia ile onların zamanındaki şiaya aynı derseniz, masum olmayanlara masumiyet atfetmiş olursunuz ki, her şeyden önce bu düşünceniz şiaya aykırı olur.

Rasulullahın vefatından sonra ehli sünnette ne gibi hatalar sudur ettiyse, benzeri hatalar, İmam Mehdinin gaybeti kübrasından sonra şiada vuku bulma ihtimali mevcuttur. 12 İmamın fiilen bulunduğu zamandaki şia ile ondan sonraki şiaya herhalde tıpatıp aynı şia diyemezsiniz, değil mi?"


BU KONU ÇOK UZUN BİRAZ DEĞİNDİK AMA VAKİT MÜSAİT DEĞİL BAŞKA BİR ZAMANA BIRAKIYORUM İNŞALLAH..... ÇOK GEÇ OLDU..

Mehmet UFUKALP

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1828
    İleti
  • Puan: 96
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #56 : 22 Şubat 2011, 08:35:27 »
bizim mekanımız yok.. orası bize ait değil. orda şii olmayan bir sürü insan geldi siz de onlara karşı şiayı savundunuz ataistler nasraniler, herkes.. sövgüsüz fikri olan herkesin yeri orası hala da kapılarımız size açık size ceza vermedik ama siz kendi kendinizi sınırladınız kendinizi velayetten mahrum bıraktınız.. tercih sizin. biz orada olduğu gibi burda da size ısrarcıyız kalın yazın devam edin fikirlerinizi savunun diye..

Sizin mekanınız var arkadaşım var. Bu site bir şii sitesidir demiyor musunuz? Her yerde, her zaman kelime ve kavram bulanıklığı yaparak işin içinden sıyrılmaya çalışıyorsunuz. Evet biz şiayı savunduk, yalnız Ali Şiasını savunduk. Safevi şiasını değil. Bir taraftan bizim mekanımız değil diyorsunuz bir taraftan kapımız size açık diyorsunuz. Sizin olmayan mekanının kapısı mı sadece sizin yoksa. Cezaya gelince demek ki cezayı hak eden bir şey yapmadık. Yoksa ceza niye vermeyeydiniz ki, nitekim ceza verdiğiniz zamanlar da yok değildi hani. Biz kendimizi niye sınırlayalım ki, biz sizlerin itici, zararlı, islami vahdet kaygısı taşımayan ajitasyon içerikli üslubunuzdan dolayı velayete zarar vermenizden dolayı size uymamak için orayı terkettik. Sitenizi terkettik diye Velayeti de terketmedik ya. Biz velayeti sizinle bulmadık ki, sitenizi terketmekle velayeti de terkedelim. Bizim dinimiz, mezhebimiz Muhammedi Ehli Sünnet ve Ali Şiasıdır. Bizim mektebimiz Hattı İmam İmam Humeyninin Mektebidir. Bizim kültürümüz Ali şiası ve Muhammedi Sünnilik olan İran İslam İnkılabının kültürüdür.

Bizim kültürümüz halkının yüzde 65 i şii olan Irakta saddamın emrinde 8 yıl İrana karşı savaşan safevi şiilerinin kültürü değildir. Sizlerin ortaya koyduğunuz islami vahdete zarar verici üslubunuzdan dolayı sizden uzaklaşmakla velayete bir zarar vermediğimiz gibi, size yaklaşmakla da velayete yarar sağlayacağımızı düşünmüyoruz. Siz daha bizi Üstad Bediüzzaman Said Nursiye kendi ismini zikretmemize bile tahammül edemeyecek bir bağnazlık içinde iken, hala nasıl bizi oraya davet edersiniz anlamış değilim. Üstada alim değil diyorsunuz. Tabi, sizin gibi cahillerin üstada alim dememesi ancak kendi cehalet ve eblehliğini gösterir.

Geri kalan gereksiz konuşmaları cevaplandırma gereği de duymuyorum. Çünkü, sizin kendinizce bizi çağırdığınız noktaya biz yılar önce zaten varmış bulunmaktayız. Bizim islami vahdet vurgumuz bile yine Velayeti Ehlibeyte hizmet içindir, bunu da siz de idrak edecek bir noktai fehm yoktur vesselam.

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #57 : 22 Şubat 2011, 17:52:47 »
"Sizin mekanınız var arkadaşım var. Bu site bir şii sitesidir demiyor musunuz? Her yerde, her zaman kelime ve kavram bulanıklığı yaparak işin içinden sıyrılmaya çalışıyorsunuz. Evet biz şiayı savunduk, yalnız Ali Şiasını savunduk. Safevi şiasını değil. Bir taraftan bizim mekanımız değil diyorsunuz bir taraftan kapımız size açık diyorsunuz. Sizin olmayan mekanının kapısı mı sadece sizin yoksa."

gören de çelişkili laf ettiğimiz sanacak.. evet orası bizim mekanımız değil. kapımız size açık her zaman bekleriz dedik.. bu iki cümle birbiriyle çelişkili değildir. birinci cümle biz orayı sahiplenmedik. her zaman diyoruz ki o site şianın Ehlibeyt inançlarının anlatıldığı savunulduğu bir sitedir. herkes gelebilir. biz yönetimi kendimiz istemedik kuruluşunda da biz yoktuk. kurucular bizi oraya yönetime ısrarla istediler bize güvendiler biz de sorumluluk gereği kabul ettik. yoksa yöneticilik düşüncem olsa şu anda burada bir kaç ilim aşığıyla değil bir kaç para aşığıyla beraber sohbet ediyor olurdum.. siz de öyle fedakar azla yetinen samimi dini için bir şeyler yapma peşinde olan fikir emekçilerisiniz.. orada sürekli diyordum hala derim burası bize emanet eğer git derlerse gideriz, ben daha iyi yaparım değil ben senin kadar yaparım deseler hemen yönetime bakmadan ayrılırım.. sade üye olarak yazmak her zaman için garibanlığı çağrıştıracak sıfatsız sade yaşamlar benim ruhumu daha çok doyurmuştur.. bu anlamda ben orayaı sahiplenmedim. orası bizim değil dememiz içimizdeki bu düşüncelerden beslenmektedir.. ikinci cümle kapımız her zaman size açık bölümü ise oradan çekip giden ve düşüncelere farklı eleştirilere tahammül edemeyen sizlerin düşünceleri esas alınarak söylenmiştir. Yani siz orayı kafanızda bizim diye görüyorsunuz ve terk edilecek yer olarak görüyorsunuz. işte biz de sizin bu düşüncenize istinaden diyoruz ki her zaman buyrun.. gönlümüz de site de size her zaman açıktır..

hatta bu alanda inanmayacağınız teklifleri bile yönetime götürmüş biriyim ama burda açmak gerekmez sonuçta burası farklı sitedir.

" Cezaya gelince demek ki cezayı hak eden bir şey yapmadık. Yoksa ceza niye vermeyeydiniz ki, nitekim ceza verdiğiniz zamanlar da yok değildi hani.

yine bilmeyenler bu cezalara sizin hak vermediğinizi sanacaklar.. fikir sebepli cezalar sanacaklar.. Ama öyle değil sizin uslup hatalarınızdan dolayıydı değil mi?...

"Biz kendimizi niye sınırlayalım ki, biz sizlerin itici, zararlı, islami vahdet kaygısı taşımayan ajitasyon içerikli üslubunuzdan dolayı velayete zarar vermenizden dolayı size uymamak için orayı terkettik. Sitenizi terkettik diye Velayeti de terketmedik ya.

doğru biz demek velayet demek değiliz.. Ehlibeyt mektebi de bizim temsilciliğini yaptığımız bir  mektep değil. Biz şahsımızdan başka hiç bir yeri temsil etmiyoruz.. Velayet her zaman her mü'minin kayıtsız kalamayacağı kimsenin tekeline geçmeyecek bir aidiyetliktir..

"Biz velayeti sizinle bulmadık ki, sitenizi terketmekle velayeti de terkedelim. Bizim dinimiz, mezhebimiz Muhammedi Ehli Sünnet ve Ali Şiasıdır. Bizim mektebimiz Hattı İmam İmam Humeyninin Mektebidir. Bizim kültürümüz Ali şiası ve Muhammedi Sünnilik olan İran İslam İnkılabının kültürüdür."

Ama Ali şeriati bir şey daha diyordu orda: Gerçekte Muhammedi sünnetle Ali şiası bir ve aynı şeylerdir.. nedense Şeriati okurları bu cümleye gelmeen işlerine gelenle düşüncelerini dolduruveriyor guruplarını içinde bulundukları mezhebi yapıyı meşrulaştırmış ve şii birinden de fetvayı almış oluyorlar..

halbuki Şeriati tek yapıdan bahsediyor ayrı ayrı hakiki şiililk ve hakiki sünnilik diye farklı iki yapıdan değil.. Öyleyse şeriatiye göre de imamet haktır. Ve ona inanmak şarttır. Ali a.s.'a inanmak onun imametini kabul etmek şarttır.. Ve şeriatinin tüm kitaplarında İmamet ve şia kokmasına şia bir bayrak gibi dalgalanmasına rağmen sünni devrimci inkılapçı okurlar oralara adeta sansür koymakta oraları duygu bilginç ve akıl dünyalarına işlememekteler..

"Bizim kültürümüz halkının yüzde 65 i şii olan Irakta saddamın emrinde 8 yıl İrana karşı savaşan safevi şiilerinin kültürü değildir. Sizlerin ortaya koyduğunuz islami vahdete zarar verici üslubunuzdan dolayı sizden uzaklaşmakla velayete bir zarar vermediğimiz gibi, size yaklaşmakla da velayete yarar sağlayacağımızı düşünmüyoruz."


ırak iran saavaşı şiilerin iç savaşı mıydı yoksa ne şii ne sunni olan saddam tağutunun, şii de sünni de olamamış insanları şii irana karşı salması mıydı?.. Muaviye ile Ali a.s. arasındaki savaşta da mı safevi şiiliği vardı?.. bizler vahdete zarar vermeyiz. tersine sizin inançlarınıza hücrelerinize kadar işlemiş olan ihtilaflar haktır şeklindeki hiç bir şekilfe vahyî olmayan vahdet parçalayıcısı inancınıza karşıyız.. ve siz bir türlü bunu görmek de göstermek de istemiyorsunuz.. Tamam şia olmasın. İslam olsun. Kur'an olsun. Bize şia ekolü dışından Kur'an'ın doğru yorumunu ve Ehlibeyt yolunu getirin ona uyalım.. şiayı bırakalım.. ama gösteremiyorsanız o zaman şii olmayı ve Kur'an'la Ehlibeyti bana tam ve doğru olarak tanıtan tek mektep olan bu yolu neden tıkamak şart diyorsunuz vahdet için? Vahdet için Ehlibeyti mi terketmem lazım.. Sünnilkte mi Ehlibeyt var?.. Ehlibeyt olmadan vahdet olur mu?.. Vahdet Kur'an ve Ehlibeyt merkezli olacaksa hadi getirin Ehlibeyt'in Kur'an fıkıh hadis tefsier görüşlerini de orada vahdet yapalım.. orada birleşelim.. şiayı da sünniliği de bırakalım.. var mısınız?..

Eğer yoksanız bu durumda bizim şiadan geçmemiz için ısrarınız Ehlibeytten uzaklaşmam için ısrar etmeniz anlamına gelmez mi?..

" Siz daha bizi Üstad Bediüzzaman Said Nursiye kendi ismini zikretmemize bile tahammül edemeyecek bir bağnazlık içinde iken, hala nasıl bizi oraya davet edersiniz anlamış değilim. Üstada alim değil diyorsunuz. Tabi, sizin gibi cahillerin üstada alim dememesi ancak kendi cehalet ve eblehliğini gösterir."

Evet biz Said Nursi'nin cahiliyiz onu tanımıyoruz. Çünkü Ehlibeyti bulanın neyi eksiktir, onu kaybedenin nesi vardır?..

"Geri kalan gereksiz konuşmaları cevaplandırma gereği de duymuyorum. Çünkü, sizin kendinizce bizi çağırdığınız noktaya biz yılar önce zaten varmış bulunmaktayız. Bizim islami vahdet vurgumuz bile yine Velayeti Ehlibeyte hizmet içindir, bunu da siz de idrak edecek bir noktai fehm yoktur vesselam.

teşekkür ederiz.. bizden de selam..

ehlibeytin_izinde

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1426
    İleti
  • Puan: -28
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #58 : 23 Şubat 2011, 00:43:21 »
"Sizin bu dediğiniz 12 İmamın fiilen insanlararasında bulundukları zaman için geçerlidir. İmam Mehdinin gaybetinden sonraki şia ile onların zamanındaki şiaya aynı derseniz, masum olmayanlara masumiyet atfetmiş olursunuz ki, her şeyden önce bu düşünceniz şiaya aykırı olur."

itiraf etmem gerekir ki siyasi konularda değerlendirmelerini o kadar derin ve isabetli olmasına karşın, şia hakkındaki değerlendirmeleriniz de bir o kadar sığ ve isabetsiz.. Bunu kanımca, siyasi konularda Velayeti Fakihten, şia ile ilgili konulardaysa sünni bilgiler ve otoritelerden besleniyor olmanız oluşturuyor..

Şia şiadır. bir kere şia hak olmak zorunda. çünkü ALLAH'ın tüm doğruları toplayan bir mektebi yeryüzünde yaşatması var kılması adaleti merhameti gereğidir. İçine insan düşünce ve tasarrufları sızmış olan öğretilerin ALLAH'ın dini olmayacağı kesindir. Ve bunlara itaatle sorumlu değiliz. Böyle iken şia dışında her ekole insan unsuru sızmıştır ki bu yüzden onlar bin parçaya bölünmüşlerdir.. İslam'dan önce de hak kırıntıları tüm ekollere serpiştirilmişti biraz yahudilikte biraz hristiyanlıkta daha çok da haniflikte.. Ama ALLAH'ın yeni din göndermesinin nedeni gönderdiği ilahi öğretilerine beşer görüşlerinin sızması bidatlarla vahiylerin/ilahi hükümlerin ayırt edilemez oluşudur.

Geçmişte öyleyken kıyamte kadar sürecek olan bu dinin ilahi hükümleri hangileri beşeri hükümleri hangileri ayırt edilemeyecekse, bu konuda ümmet parçalara ayrılmışsa insanlar doğru yolları nasıl bulacaklar. eğer akıllarıyla her ekolün doğrularını ve vahye uygun olanlarını seçecek olsalar böyle bir sorumluluk ya da imkanları olsa zaten yeni din gelmezdi. Öyleyse adil ve hikmetli aynı zamanda da şefkatli olan ALLAH yeni dini gönderdi ki tüm insanlar onda kurtulsun ve ilahi hükümleri öğrensin..

bunun yolu Ehlibeyt mektebinden başka olması mümkün görünmüyor.. Çünkü bölünmeyen ve tüm ibadetleri bir olan akla vicdana tarihi gerçeklere değimez Kur'an'a Resul s.a.a hakkında ortak inançlara, hatta tüm ekollerin kaynaklarına göre sınavı verebilen tüm eleştirilere yanıt verebilen tek ekoldür bu gün Ehlibeyt mektebi. Her tür farklılığını inanç olsun ameli olsun karşıtlarının temel kaynaklarından ispatlayıp delillendirebilen tek ekoldür. ALLAH her ekolün güvendiği kitaplarına Ehlibeyt ekolünün hakikatlerini yazmış ki bunlar mecburi gidiş yolları ok işaretleridir..

böyleyken şianın geçmişte farklı bu gün farklı olduğu iddiası subjektiftir varsayımdır gerçeği yansıtmamaktadır.. Geçmişte şia 11 imama inanıyordu da bu gün farklı mı? geçmişte ellerini bağlıyordu da bu gün mü bağlamıyor? hangi amelinde itikadında değişme olmuş hangi kitabı tahrife uğramıştır. Siz alimlerimizden bizzat kendiniz duydunuz 1200 yıllık el yazması imzalı senetli eserler bu gün şia elindedir ve bunlarla şu anki şiay temel eserleri karşılaştırıldığında hiç bir farklılık yoktur.. Şianın gaybet döneminde nasıl değiştiğini iddia ediyorsunuz şaşırıyorum.. münafıklar her ekolde vardır. cahiller eğitilmemişler her ekolde vardır. bunlar şiada imamların zahiri yönetimlerinde olduğu gibi İmamı Zaman a.f.'in gıyabi yönetiminde de var. burda değişen yok.

Hem siz İmam Ali a.s.'ın hakikati tanıyın insanı tanırsınız, ama insanı tanıyp hakikate gitmete çalışırsanız yanılırsınız buyurduğunu da bilen birisiniz. Şimdi bir ekol inanç ve yaşam ilkeleri ile mi değerlendirilir yoksa bağlılıarının hatalarıyla mı?.. inanç ve yaşam ilkeleri açısından şiada zahir dönemle gaybi dönem arasında ne gibi değişiklikler olmuştur bunu bize açıklamanız gerekir.. ki bu iddianızı incelemeye değer bulalım..

Şianın imamsız bir dünya masumsuz bir dinin olmayacağı inancı ve bu alanda delil getirdiği şii sünni tüm hadisler konuyu öylesine net olarak ortaya koymaktadır ki tüm itiraz kapıları kapanmakta ve hakikati arayan gönüllere şifa yolu sürekli açık tutulmaktadır..

şianın imamet inancı zaten sizin uyarmaya çalıştığınız şüpheleri peşinen gidermek içiin ve o nitelkitedir.. Şia ile diğer tüm ekollerin arasındaki en büyük farkı burası oluşturur. Şia inançlarına göre insanlar suskun vahiy metinleriyle başbaşa bırakıldığında onları farklı yorumlarlar ve böylece kendi görüşlerini o metinlere söyletirler. Böylece hakikat ortalıkta kaybolur. onları bu ihtilaf ve sapmalardan koruyacak onları toparlayacak vahyi aslına uygun şaşmaz şekilde yorumlayıp açıklayacak bir masum her zaman olmaldır.

Şianın hadis ve  diğer dini metinlere dayalı bu inancı Peygamber s.a.a. öncesi dönemler için apaçık uygulanmıştır. Peygamberimiz s.a.a. Adem a.s.'dan 6204 yıl sonra dünyaya gelmiştir. bu süre içinde 124bin Peygamber bu işlevi görmüştür. yani her yıla 19 Peygamber düşmektedir.  Her peygamberin 60 yıl yaşadığı düşünülse aynı anda dünya üzerinde yüzden fazla peygamberin olduğu görülecektir. şimdi bu kadar masum insan insanlığa vahyi doğru şekilde tefsir etmek ve onlara örnek olmak için görevliyken Peygamberimiz s.a.a.'ten sonra ne oluyor da insanlığa bir masum çok görülüyor? İnsanlık mı kemale eriyor doğruyu bulacak olgunluğa ulaşıyor? eğer böyle olsaydı bu parçalanmışlık müslümanların durumu olmaması gerekirdi. yoksa Kur'an mı olağanüstü yapıya bürünyor kendini okuyanın yorumuna boyun eğer bir durumdan çıkarak herkese hakkı dikte ediyr? bunun da olmadığı açıktır. ALLAH mı şefkatinden bir şey kaybetti ki (haşa) insanlar yollarını masum olmayanlara takılarak kaybetsinler dedi..

bu sorulara akıl ve nakil ölçüleri içinde cevap verebilecek tek sistem şiadır.. Diğer sistemler akli ve nakli sorgulamalarda patır patır dökülmektedirler..

12. İmamın gaybete çekilmesi tüm bu soru gerekçe sorgulama ve çözümlerde şiaya hiç bir şey kaybettirmediği gibi tersine bunun tek yol olduğunu düşünen akıllara itiraz kapısını açamayacağı şekilde anlatmaktadır..

Peygamberimize sorulduğunda gaybet döneminde Gayıp İmamın insanlara imametini nasıl icra edeceği, ve insanların ondan nasıl yararlanacağı konusu sorulduğunda O Hazret s.a.a. güneşin ardındaki bulun insanlara görevini nasıl tamamlıyorsa gaybet döneminde İmam da aynı şekilde imametini sürdürecektir..

hadisi düşündüğümüzde mükemmel bir örnek olduğunu anlıyoruz. Güneş bulut ardındadır ama dünyanın her yerinde aynı değil. bazı yerlerden görülebilmektedir.. Güneş yaşaması için zaruri olan zamanlarda her türlü canlılara görünmektedir. onların ısı ışık ve yaşam kaynağı olmaktadır.. bu asgari istifadedir. Ancak bazı yerlerde güneş açığa çıkmakta ve görünerek başka türlü yaşaması mümkün olmayan muhtaçlara faydasını iletmektedir..

İmamı zaman a.f. de böyledir. O şianın mevcut 7 taklit merciini sürekli kontrol etmekte fetvalarını denetlemekte ve muhtemel yanılmaları düzeltmektedir. Zahirde farklı oysa gerçekte şartlar ve içerik farklılığndan kaynaklanan farklı fetvalar bu gerçeği ortadan kaldırmamaktadır.. Hızır misali bir yaşama sahip olan Mehdi a.f. şii olsun başka olsun tüm mahrum mustaz'af yoksulları gerektiğinde ihtiyacını gidermektedir. bu istifadeden İmamın daha doğmadığını iddiayla imamet inancından mahrum olan din admalarının yararlanamayacağı akıl sahiplerine kapalı değildir.. Çünkü İmam kendini böylelerine tanıtması mümkün olmayacak, tanıtsa bile kendi görüşlerine bu sözde din adamları hiç bir ehemmiyet vermeyecekler, verseler de bu kadar anti imamet inancı ve yaşam biçimi içinde bu tek fetvanın işlev görmeyeceği bir anlam ifade etmeyeceği de açıktır..

konu çok uzundur. şimdilik bu kadarla iktifa ediyoruz.. gerekirse gelecek itirazlara yönelik açıklamalar yaparız bi iznillah..

Rasulullahın vefatından sonra ehli sünnette ne gibi hatalar sudur ettiyse, benzeri hatalar, İmam Mehdinin gaybeti kübrasından sonra şiada vuku bulma ihtimali mevcuttur. 12 İmamın fiilen bulunduğu zamandaki şia ile ondan sonraki şiaya herhalde tıpatıp aynı şia diyemezsiniz, değil mi?"


yok deriz. Şiada zerre sapma yoktur. Bunu İmam Zaman a.f. naiplerinden birine yazdığı mektubunda ifade etmiştir: Şiilerimiz bizim kendilerinden gafil olduğumuzu mu sanmaktadırlar. Biz mektebe sokulan bidat ve hurafeleri ayıklamasak, düşmanlarınız karşısında sizi koruyup kollamasak düşmanlarınız sizi çoktan yok etmişlerdir.. (yaklaşık meal)

bu hadis müthiş sırlar ve anlamlar ihtiva etmektedir. Şiayı inceleyin tarihin hiç bir döneminde sultanlara yaslanarak zulümle ayakta kalmış, hiç bir zaman zalimlerden beslenmiş değildir. Varlığını güce zorba sultanlara değil alimlerine ve masumlarına borçlu olmuştur. Şiada devlet desteği yoktur. bu gün bile bu böyledir. bazıları şii iran devlet gücüyle şiayı ihraç ediyor diyorlar. bu kısmen doğru olsa da şu gerçeğin de bilinmesi şarttır adil değerlendirme için: şia fıkhında hiç bir alim siyasi otoriteden maaş alamaz. maddi kazanç sağlayamaz. alan alimin arkaısnda namaz kılınmaz o adaletten düşer. bu gün İslami iranda bile bu böyledir. ve alimlerin maaşlarını devlet ödemez.

şimdi hangi ekol bin yılı aşkın zaman hiç bir siyasi otoriteye dayanmadan tersine onların hep düşmanlığı ve muhalefeti her türlü işkence ve karşı koymasına rağmen ayakta kalabilmiştir. hem de birliğinden hiç bir şey kaybetmeden.. sizce burası incelenmeye değer değl midir? şianın kaynaklarına zalim sultanlar sızabilmişler midir? hangi şii kaynağında zalimlere hizmete çıkan inanç ve yaşam ilkesi bulabilirsiniz. buyrun kaynaklarımız ortadadır.. Gaybet döneminden sonra ne değişmiştir hiç bir şey. Alimler zalimlerle anlaşıp ekonomik olarak onlara mı bağlandılar? Ya da zalim dini zalimleri övücü hale mi getirdiler. ya da zalimlere karşı mücadelelerinde bir düşme bir gerileme mi oluştu.. ya da siyaseti bırakıp şia alimleri dini siyasetten arındırıp kısır fıkhi tartışmalara mı daldılar..

hangi sapma oldu gaybet döneminde.. şia öğretileri mi değişti.. Zalim iktidarların satın alamadığı saptıramadığı hiç bir İslami ekol kalmamışken şia neden farklı kaldı.. İlim düzeni bozulmadı alimleri bozulmadı.. Bunu İmamı Zaman a.f.'in müdahale ve hadiste belirtildiği gibi kontrolü dışında ne ile açıklayabiliriz.. bin parça olmadıysa bu tek başlılıktan değil midir? ibadetlerinde helal haramlarında hiç bir sapmalar ihtilaflar yoksa bu masum bir elce yönetilip yönlendirildiği anlamına gelmez mi? Bu gün siz derin devleti dış güçleri çok iyi tanıyan biri olarak derin devletin neler yaptığına inanıyorsunuz da Mehdi a.f.'in derin yönetimini nasıl kabul etmiyorsunuz.. bunun sünni öğretilerden kaynaklanan sorundan başka bir şey olmadığını düşünmekteyiz...

sizin de bunları bildiğinizi düşünüyoruz çünkü biz bunları velayette kaç kez yazdık kardeşlerimiz de yazdı.. ancak bunları kasıtlı olarak burda açmanızın nedenini anlamıyoruz.. Yoksa bunları böyle hakikati yanlış aktaracak şekilde açmanızı Velayeti Fakih mi söyledi?..

Mehmet UFUKALP

  • Kıdemli Üye
  • *
  • 1828
    İleti
  • Puan: 96
    • E-Posta
Ynt: "Ayın Konuğu" - Maksimilyan
« Yanıtla #59 : 23 Şubat 2011, 09:03:02 »
ikinci cümle kapımız her zaman size açık bölümü ise oradan çekip giden ve düşüncelere farklı eleştirilere tahammül edemeyen sizlerin düşünceleri esas alınarak söylenmiştir. Yani siz orayı kafanızda bizim diye görüyorsunuz ve terk edilecek yer olarak görüyorsunuz. işte biz de sizin bu düşüncenize istinaden diyoruz ki her zaman buyrun.. gönlümüz de site de size her zaman açıktır..

Şii ve sünni müslümanlar arasında fitneye sebep olacak paylaşımlara tahammül göstermemizi mi istiyorsunuz. Bırakın da tahammül etmeyelim. Bu tahammülsüzlüğümüzle de mutluyuz. Artık orasının sizin veya değil tartışması anlamsız arkadaşım. Siz orada olsanız da olmasanızda farkeden bir şey olmayacak. Çünkü biz malum sitenin islami vahdete hizmet etmediğine inandığımız için, faydalı olamayacağımıza inandığımız için terkettik. Gönlünüzün ve sitenizin veya sizin tabirinizce sitelerinin bize açık olduğunu " Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" şeklinde ispat etmeniz gerekir. Bilirisiniz ki kalpler incitilerek kazanılmaz.

Seo4Smf Tagleri:
Tıklayın, konuyu kendi sosyal ağlarınızda paylaşın.
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
7 Yanıt
290 Gösterim
Son İleti 23 Temmuz 2009, 15:14:56
Gönderen: ihsas
20 Yanıt
552 Gösterim
Son İleti 25 Ocak 2008, 18:12:26
Gönderen: Füsun
0 Yanıt
208 Gösterim
Son İleti 08 Temmuz 2008, 08:38:47
Gönderen: mavi düşler
7 Yanıt
271 Gösterim
Son İleti 16 Kasım 2008, 19:40:01
Gönderen: M.EsaD
0 Yanıt
95 Gösterim
Son İleti 11 Ocak 2009, 01:24:27
Gönderen: yasemin